Caddeler, sokaklar kalabalık. İşine koşturanlar, bir kuytuda uyuyan evsizler, keşfetmenin heyecanıyla tarihe tanıklık etmek isteyen turistler… Bense bu akışın içinde kendime bir yer bulamıyorum. Her şey hızla akıp gidiyor, benimse hareket etmeye mecalim yok sanki.

Zamanı dondurdu sorular, şüpheler. Buraya ait miyim? Sınırsız olabilmek kolay mı? Herkesle bütünleşebilmek, kabullenebilmek, yenilenmek, yenilenerek geri dönmek, kök salmadan ait olabilmek eskiye, gitmek… Düşüncelerimin ayak sesleri kulaklarımı sağır etmeden bir yol bulmak… Zamanla, yaşamla bir olup akmak…

O yolu ararken, uzun zamandır açılmayı bekleyen bir bavulun dibinde buldum Yolgeçen Hanı?nı. Can yoldaşı oldu bana. Çok şaşırdım, yaşadığım farklıydı ama aynı şeyleri hissediyorduk, aynı mahallede kavuşan farklı yaşamların başkahramanlarıyla. Sema?nın masalı, başka dünyalarda kendini arayışı, Elif?in acıları, idealizmi, yaşamla uzlaşması, memleket özlemi bana çok tanıdık geldi. Uzaktaki kız kardeşlerimi buldum sanki.

Hasan?ın çaldığı duduk her satırda bana evimin şarkısını söyledi yabancı ezgilerle. Yaşamaktan korkmayan kadınlar, eski bir aşka hâlâ saygısı olanlar, mücadele etmeyi sevenler, çektiği acılara rağmen kendini terk etmeyen insanlar; Artin Usta, Nahide, Hande ve İmrahor mahallesinin diğer sakinleri…

Gerçekten mümkün mü güneşli günler görebilmek, acıları dindirmek, gerçek dostlar bulabilmek, bir yere ya da her yere ait olabilmek? Sizinle nerede, nasıl buluşacağız bilemiyorum. Roman kahramanı olamam ki ben, ama biliyorum sizin yaşamınızın bir parçası olsam beni de aranıza alacak, sarıp sarmalayacak, yol gösterecektiniz sorgulamadan, yargılamadan. Hep yaptığınız gibi. Herkese yaptığınız gibi. Yolgeçen Hanı?nda bu yabancıya da bir oda vardır mutlaka, öyle değil mi Salih?

Şimdi zamanla bütünleşme gücünü alabileceğim bir sürü can yoldaşım var. İhtiyacım olan Yolgeçen Hanı?nın hikâyelerini dinlemekmiş meğer yalnızca.

Yolgeçen Hanı

Pınar Selek

İletişim Yayınları