Gelmiş geçmiş belki de en yalnız hükümdar, sekiz senelik iktidarının tamamı savaş meydanlarında geçmiştir. Dost ve düşman kalabalıkların arasında geçirdiği bu zamanlar içinde yalnızlığa uzak olabildiği nadir anlar olsa gerek. Dört kardeşin en gözü karası, esasında hakkı olmasa da arkasındaki ordu desteği ve milletinin selameti için Hakk?tan bu görevin kendisine verildiği inancıyla imparatorluğun başına geçen ve onu zamanın en büyük imparatorluğu hâline getiren imparator. Bir ağabey, on yeğen, iki dost, aynı zamanda da vezirleri olan çocukluk arkadaşları ile birlikte pek çok sadrazam ve de devlet görevlisinin hayatına son verdirmiş bir hüzün padişahı. Yavuz?un en dramatik hikâyesi bu olsa gerek, iktidarın ve milletin selameti ile ipe sapa gelmez yeniçerilerin kontrolü için döktüğü ya da dökmek zorunda kaldığı kan ve iki paşası ya da dostunda olduğu gibi onların kanına girerek yalnızlığına kattığı yalnızlık…

Kitapta yer yer Türk, Kürt, Acem ve Arap milletlerinin karakterine dair günümüzle de ilişkili olarak analiz yapılıyor. Esasında milletlerin de insanlar gibi karakterlere sahip olduğunu ve zamandan azade olarak bazı şeylerin her daim aynı kaldığını görüyoruz.

Yavuz, toprakları 2,5 katına çıkarıp 6,5 milyon kilometrekare gibi bir büyüklüğe taşımış, İpek ve Baharat yollarını tamamen ele geçirmiş, Memluk ve Safevi Devletleri gibi iki efsane devlete son vermiş, ordunun dönemin en iyi kara ordusu olduğunu kanıtlamış ve oğlu Süleyman?a, ele geçirdiği dönemin en büyüğü olan Memluk hazinesiyle ağzına kadar dolu bir hazine bırakıp Halife-i Ruyi Zemin olarak dünyaya veda etmiştir.

Dönemin en ihtişamlı mekânlarına sahipken o, bozkırda çadır kurup orta yaşına rağmen ağır antremanlar, az uyku ve az yemekle Selim?likten Yavuz?luğa terfi etmiştir. Topkapı Sarayı?nın mimarı olmasa da oraya taşıdığı pek çok değerle iç mimarı sayılabilir. Efsanevi Sina Çölü?nü; Timur?un, atlarının kanında hayvan bağırsağı kaynatıp, kar altında çıplak arazide çadırsız yatan Moğol ordusuyla geçmeye kalkışmadığı o çölü, on üç gün gibi bir zaman diliminde yaya olarak geçmiştir. Şah İsmail gibi zeki bir düşmanla olan atışmaları, ikisi arası gidip gelen nağmelerdeki eşsiz zekâ ve edebiyat dikkatle incelenmesi gereken tarih ve insanlık dersleri…

Ağır antremanlarda nice kayaları sırtına vurup taşımış, ancak hiçbiri saltanat kayası kadar yük olup ağır gelmemiş Yavuz?a. Kendisini bir hiç olarak görüp, kitaptaki ifadelerle ?Ben bu milletin ferdi bile değilim. Onların hükmüyle yüreğimden vicdanıma zincirlenmiş bir mahkûmum ben? diyerek zamanında arzın tek hâkimi olmuştur.

Bir diyalog:

?Lala Cafer Paşa, ?Bundan sonraki hedefimiz neresidir inşallah Sultanım??

Yavuz, ?Sen sır tutmasını bilir misin, paşa??

Lala Cafer Paşa, ?Elbette sultanım.?

Yavuz, ?Ben de bilirim.??

Bir söz:

?Kadının güzeli sabah uyandığında belli olur.?

Yavuz

Okay Tiryakioğlu

Timaş Yayınları