“Bir kimsedeki estetik faktör bireyin gündelik olarak ne olduğudur; etik faktör ise kişinin (kalıcı olarak) ne olacaksa o olmasıdır.”

Yaşam dengesi “ya/ya da” üzerine kurulmuştur. Seçimlerimiz “ya/ya da” ile başlar, yön bulur; ya yapacaksın ya da yapmayacaksın. İki öneriden birini seçer ve yola devam ederiz. Seçimi ertelersek ya kişilik, bilinç dışı olarak o seçimi yapar ya da dış etkenler/çevre bize o seçimi yaptırır. Burada önemli olan, her hata yapıldığında ayağa kalkmak ve farklı “ya/ya da”lar bularak seçime yeniden başlamaktır.

Seçimde iç duygu, enerji, samimiyet ne kadar güçlü ve birbiriyle ilintili ise, gittiğin yol doğrudur. Hayati önem taşıyan, seçimi etik kılma eylemidir. Eylemleri geciktirirsek ikileme düşeriz ve doğru seçimi yapamayız.

Sevme/sevilme deneyimi ile yaşama uyum sağlayan birey seçimle, özellikle etik bir seçimle itibar kazanır. Seçim öne çıkarıldığında ise, yaşam bütün estetiği ile güzelleşecektir.

Her şeyin yanından geçip gitmesine izin veriyorsun; hem de üzerinde hiçbir iz bırakmadan.”

Birey gündelik yaşam içerisinde küçük ya da büyük üzüntüler yaşar. Ân içerisinde tedavi edilemeyen ve biriktirilen küçük üzüntüler bireyin ruhunda yaralar açar. Kişi kendisine ilaç olarak birisini ve sığınabileceği bir alan arar. Üzüntülerin arasında kendisini bulamazsa sarsılır ve melankoliye düşer. Sadece etik anlamda güçlü kişiler bu melankoliden sağ çıkabilir.

Yaşamlarını geçici hevesler ve kolay hazlar üzerine inşa edenler çok çabuk hayal kırıklığı yaşarlar. Ancak gelişmiş/derinlikli bir zihin bireyi korur. İşte burada, bireyin durup kendi içine bakması ve etik/estetik olarak seçimini yapması gerekir.

Estetik yaşam, ânı yaşamaktır. Estetik, aslında gün içinde bizim giydiğimiz kostümdür. Belki de birey, estetik faktörün arkasına gizler kendisini. Estetik olarak yaşayan kişi için dış dünya ve dış dünyaya sunduğu görüntü önemlidir. Hâl böyle olunca da gel/gitler, kişilik bölünmeleri başlar ve yaşam dengesi bozulur.

Kişi bir yandan tüm dünyayı, öbür yandan ise kendisini, kendi ruhunu görebildiğinde kendine yeterli hâle gelecektir.”

Birey der ki “Bende yazma yeteneği var.” Bu estetik bir yaklaşımdır. Etik olarak bu yeteneği görev/sorumluluk olarak da üstlenmek gereklidir. Etikçi kısa konuşur: “Yaşamak için çalışmak her insanın görevidir.” Cevap verir estetikçi: “Bazıları yeteneklidir, diğerleri değildir.” Eğer kişi farklı bir yeteneğe sahipse onu geliştirmeli, yaşama ve kendisine faydalı hale getirmelidir. Ancak unutma ki farklı bir yeteneğe sahip olan kişi de başarılı olabilir, en az yeteneğe sahip olan kişi de. Özünde herkes bir ve değerlidir.

Kişinin düşmanı dışarıda değil, kendi içindedir.”

Etik/Estetik Dengesi

Søren Kierkegaard

Çeviren: İbrahim Kapaklıkaya

Ağaç Kitabevi Yayınları