Nice nice üvey, nice nice ikiz sebepten;

Selin’e

“(…) Biz de böyleyiz / Böyle elleri koynunda kalanlardan / konuşmaya başladığında söyleyeceğini unutanlardan / kuşlara imrenenlerden / dalıp dalıp gidenlerden / sıkıştırılmış suskunlardan (…)”[1]

Neyse ki suskun kalmamış Mehmet Can Doğan. Neyse ki yaşam denen o sıkışıklığın içinde şiiriyle toprak kokan bir nefes vermiş bize.

Üvey İkiz’deki (Mehmet Can Doğan, YKY, Mayıs 2013, İstanbul) şiirleri tekrar tekrar okuyorum; burnumda toprak kokusu, kulaklarımda toprağın çıtırtısı… “(…) Yalnız çıtırtıyı koruyor bellek / ışık kötülüğü de çekiyor ne tuhaf / deyip uyudum (…)”[2]

Ve elbette şairin sesi. Öyle ya, bazı şiirler, bazı şairler okunmaz, kulağa fısıldar onlar. Dizelerinin, seslerinin gücündendir bu. Kendi rengini yaratmış şairi okumazsınız, duyarsınız. İnsani bir dokunuşa dönüşür ve böylelikle bir diyaloğa çağırır okurunu her dize.

Şairimizin diyaloğu hem çetrefilli hem verimli. Bir yandan zorluyor okuru, kimi şifreler veriyor ve özen bekliyor, “tarihsel olmayan bir olgunluk”ta ısrarlı – belki bir şaşkınlığı korumamızı istiyor. Ve sözcükleri rengârenk, okudukça ayak basılmamış karaların vadedilmiş vahaları canlanıyor birer birer. Yeni sözcükler armağan ediyor okuruna – ki bir metni, düz yazı ya da şiir, “has” yapan budur; yeni bir sözcük, yeni bir olanak, yeni bir umut sunması. Okuru, sıkıntı katılmamış bir neşe ve merakla sözlüğe götürüyorsa metin, nice sırrı, okuruna nice armağanı var demektir. Mehmet Can Doğan bu açıdan çok cömert, dili çok zengin.

“(…) herkes diktiği fidanı kırmak / soktuğu yaprağı sökmek /hakkını içinde büyütüyor

dedim ki ömür yiyen bir kahırla / herkes çorak çorak toprak (…)”[3]

Bunca çoraklıkta, bunca kahırda vahadır şiir. Zor derlenir, zor okunur, zor duyulur. Zorluğundan belki de, bir kere yakaladı mı bırakmaz, rengini ve isyanını her zerreye sindirir. Okurunu Üvey İkiz’ine götürür ve sorar: Ben kimim? Sen kimsin? Şimdi kırılan kimdir?

Sonsöz elbet şairin: “(…) kırılan bir şeymiş insan / kabuk çatlayınca dağılan / yazın yitirdiğini / güzden armağan olarak alan (…)”[4]

Üvey İkiz

Mehmet Can Doğan

Yapı Kredi Yayınları


[1] A.g.e., “Türlü Bela” şiirinden.

[2] A.g.e., “Böcek Rüya” şiirinden.

[3] A.g.e., “Katı Yüksek Uçuşlar” şiirinden.

[4] A.g.e., “Katı Yüksek Uçuşlar” şiirinden.