?Bu bir ihanet sayılmaz? diyor içinden Süreyya Hanım; elli yıl sonra sürpriz bir şekilde karşısına çıkan Fuat Bey?le buluşmaya giderken. Kocası Nazmi Bey duysa öldürür onu, öldürmese bile dırdırıyla hayatı zindan eder; emin bundan. Ama yine de bu sabah kek yaparken gazetede karşılaştığı ölüm ilanında onun adını gördükten sonra öylece hayatına devam edemezdi Süreyya Hanım. Uat Bey?in oğlunun ölümü için baş sağlığı dilemeliydi, hem aradan elli yıl geçmişti, o da evlenmiş çoluk çocuk sahibi olmuştu ve hatta ikinci evliliğini yapmıştı. Sadece iki eski ahbap sohbet edeceklerdi işte. Tabii ki kocası Nazmi Bey?i çok seviyordu Süreyya Hanım, yaşlılıkta çekilmez bir ihtiyar olsa da ilk görüşte vurulmuştu ona ve çok düşünmeden evlenmişti. Ama aklının bir köşesinde hep ?Acaba Fuat?ın aşkına karşılık versem başka bir hayatım olur muydu?? sorusu olmuştu. Gerçekten olur muydu?

Üç Kırık Kalp, yetmişlerinde biri kadın, üç kişinin içseslerini, kendileriyle hesaplaşmalarını ve yüzleşmelerini gösteriyor bize. Aşkları, evlilikleri ve keşkeleri? Acaba doğru seçimler yapıyor muyuz hayatta? Yoksa o an o koşulda alelacele bir karar mı veriyoruz? Verdiğimiz bu kararlar geride kalan ömrümüzü nasıl etkiliyor? Sevdiğinle mi evlenmelisin yoksa seni sevenle mi? Acaba hangisi ile çok daha mutlu bir hayat yaşarsın? Sadece bir kere geldiğin bu dünyada gerçekten mükemmel bir hayat süren birisi var mıdır? İşte böyle sorularla baş başa buluyorsunuz kendinizi kitap bittiğinde. Daha önce hiçbir kitabını okumamış olmama rağmen, insan psikolojisi ile romanı böylesine başarılı birleştirdiği için İbrahim Altun favori yazarlarım arasına girdi bile.

Üç Kırık Kalp

İbrahim Altun

Doğan Kitap