Devir tüketim devri. Kimliklerimiz neyi/nasıl/ne kadar tükettiğimiz üzerinden şekilleniyor bugün. Her birey tükettiği kadar kabul görüyor toplumsal hayatta.

Bu tüketim çılgınlığı yüzünden mutluluğu da maddiyatta arar olduk. Ofislerde, fabrikalarda günün önemli bir kısmını çalışarak geçirmeye razı oluyorsak sırf mutlu olmak için. Çalışıp çok para kazanmalı, ihtiyacımız olan o evi, arabayı, modern mobilyaları, teknolojik aletleri, her renk çantayı, ayakkabıyı vs. almak zorundayız.

Oysa bunların birçoğunun gerçek ihtiyaçlarımız olmadığı, bu ihtiyaçların sistemin yaşayabilmesi için bizzat sistem tarafından yaratıldığı artık bir sır değil. Chuck Palahniuk?un eseri Dövüş Kulübü de bunu en güzel ifade eden eserlerden biri.  Bu klasikleşmiş eserde, kapitalist sistemin o çok önem verdiği bireyi, aslında nasıl da sadece ?müşteri?si olarak gördüğünü,  amaçları uğruna nasıl da makineleştirdiğini ve sonunda nasıl da tatminsiz ve mutsuz kıldığını görüyoruz. Dövüş Kulübü, tipik bir modern tüketiciyi merkezine alarak bizlere ayna tutuyor ve tüketim toplumunu anlatıyor.

Palahniuk?un yarattığı ana karakter, toplumun tam da ondan beklediği gibi, üniversiteden mezun olmuş, beyaz yakalı olarak iyi maaşlı bir işe başlamış, evini reklamlarda gördüğü gibi döşemiş bir bireydir, bu haliyle vadedilen mutluluğu yakalamış olması beklenir. Ama bir sorun vardır, çok büyük bir sorun? Uykusuzluk olarak ortaya çıkan bu sorunun yol açtığı gelişmeleri izleriz Dövüş Kulübü?nde. Bir diğer deyişle, tüketim toplumunun birey üzerindeki yıkıcı etkisidir izlediklerimiz.

Hakan Övünç Ongur?un Tüketim Toplumu, Nevrotik Kültür ve Dövüş Kulübü adlı kitabı ise Dövüş Kulübü kahramanlarının ve dolayısıyla tüketim toplumunun detaylı analizlerini sunan bir başucu kitabı. Ana karakterin uykusuzluğunun sebeplerini, bu uykusuzlukla baş edebilme yöntemlerini, Tyler Durden karakterini sosyal bilimlerin teorileri ile açıklıyor. Temelde sosyoloji ve psikoloji bilimlerinin teorilerinden beslenen kitap,   bu bilimlerin eğitimini almamış kişileri bile kendisine bağlayabilen bir dile sahip. Önce teoriler genel çerçeveleri ile anlatılıyor ve hemen arkasından bu teoriler, karakterlerin davranışları ile örnekleniyor ve destekleniyor.

Kitapta da bahsedildiği gibi ?Şu anda içinde yaşanılan ve tüketim kavramını merkez dinamiklerine yerleştirmiş toplum, her şeyin üzerinde egemenlik kurmuştur?  ve dolayısıyla bu toplumun bir parçası iseniz onun öğretilerinden kendinizi soyutlamanız imkânsız.  Fakat öyle sanıyorum ki bu kitabı okuyan herkes, bilimsel teorilerin rehberliğinde, maruz bırakıldığı öğretilerin farkına varıp -belki de sorgulayıp-  kendini, yaşamını ve içinde yaşadığı toplumu daha iyi anlama şansına sahip olacaktır.

Tüketim Toplumu, Nevrotik Kültür ve Dövüş Kulübü

Hakan Övünç Ongur

Ayrıntı Yayınları