Güzel bir hikâye bulmak, kolaydır. Yeter ki yazarın gözleri etrafında olup bitene açık olsun.

Güzel bir hikâyeyi, güzel bir şekilde yazmak, zevkle okutmaktır zor olan…

Ama asıl zor olan, güzel bir hikâyeyi, bin türlü hatayla berbat etmek, okunmaz kılmaktır…

Ayşe Kulin?in Gizli Anların Yolcusu kitabı, uzun zamandan bu yana ?okunmayı bekleyenler? yığınımda kuzu kuzu yatıyordu. Bu kitabın devamı sayılabilecek olan Bora?nın Kitabı da çıkınca, ikisini birden okumaya karar verdim.

Önce, -henüz- okumayanlar için ufak bir ön bilgi vereyim. İlk kitap, Gizli Anların Yolcusu, bir yayınevi sahibi (İlhami), ortağı, eşi ve kızı ekseninde dönen bir hikâye. Kahramanımız, o güne dek heteroseksüel bir erkek olmasına rağmen, yayınevinde grafiker olarak çalışan Bora isimli gence aşık oluyor ve gizli bir ilişki yürütmeye başlıyorlar. Bu esnada Bora, geçmişini, Türkiye?nin güneydoğusunda, tutucu bir çevrede büyüyen bir eşcinsel olarak yaşadıklarını anlatan bir kitap kaleme alıyor ve ülke çapında çok satanlar listesine oturuyor. Bu başarıdan sonra ikinci kitabını yazmaya başlayan Bora, bunda da patronu-sevgilisi ile tanışmasını, hayatının değişmesini, o esnada geçmişinden bir kişinin ortaya çıkmasını ve hayatına müdahil olmasını anlatıyor. Ancak bu kitap taslak halindeyken, ilişkileri deşifre oluyor ve Bora, bir hengâmede hayatını kaybediyor. İşte, Bora?nın Kitabı olarak piyasaya sürülen ikinci kitap da, Bora?nın bu yayınlanmayan kitap taslağından oluşuyor…

Evet, hikâye güzeldi, Ayşe Kulin?in üslubu akıcıydı… Fakat kitabı okurken, bir yerden sonra öyle hatalar, öyle çelişkiler, öyle mantıksızlıklar arka arkaya gelmeye başladı ki; bu tip şeylerde takıntı derecesinde titiz, mükemmeliyetçi biri olarak, kitaptan aldığım bütün zevk uçup gitti…

Örneğin; ben bunca yıldır o kadar zengin bir yayınevi sahibi ne duydum, ne gördüm… Örneğin; Gizli Anların Yolcusu?nda, Bora?nın ağzından yazılanlar, İlhami?ye anlattıkları, mesela köyünde, lisede, askerde yaşadığı sömürüler, nedense Bora?nın Kitabı isimli ikinci kitapta, Bora?nın kendi ağzından hiç bir şekilde anlatılmamış, iması dahi edilmemiş… Sanki iki kitabın, Bora isimli iki ayrı karakteri varmış gibi… Örneğin; Bora?nın Kitabı?nda, Bora?nın anlattığı köy, insanlar ve yaşantısı, ilk kitapta bahsedilenden çok daha farklı, hatta gerçek hayattan bile çok daha farklı… Konuşmalar bile lehçesiz, şivesiz… Zorlama Laz taklidi yapan Trakyalı yapaylığında… Bunun gibi birçok hata daha sayabilirim.

İki kitabı arka arkaya okursanız, ikinci kitabın ortalarına geldiğinde, sanki birbirinden alakasız iki kitap okuyormuşsunuz hissine kapılacaksınız.

Ancak ben kitabı okurken, bunların hepsinden öte başka bir şeye takıldım…

Kitap ve kültür alanında, az sayıda kaliteli yayınlardan biri olan Sabit Fikir dergisi, Eylül ayı kapağında ?Transmedya Hikâyecilik? konusunu işlemişti… Dergiyi takip etmeyenler, buradan dosyayı okuyabilir… http://www.sabitfikir.com/dosyalar/binbir-ortam-masallari

İşte Ayşe Kulin?in kitabını okurken, daha doğrusu ikinci kitabın hemen hemen ortalarına gelip, bütün konsantrasyonum, merakım, hevesim kaçtığında bunun için dövünmeye başladım… ?Ah keşke akıllarına gelseydi, keşke bu hikâye, bu hatalarla, çelişkilerle piç edileceğine, Türk edebiyatında transmedya hikâyeciliğin kullanıldığı ilk best-seller olma fırsatına kavuşsaydı…?

Öyle ya… Mesela; ilk kitabın neredeyse omurgasını oluşturan, Bora?nın takma isimle yazdığı ve çok satanlarda zirveye oturan o kitap, şu an kayıp… Oysa ben olsam; kurgu karakterin de kurgu karakteri olan Bora?nın takma ismi için sosyal medyada hesaplar oluşturur, kitabının başarısına, gelen yorumlara-tepkilere dair kurmaca içeriklerle doldurur, hatta İlhami ve ortağı Handan?ın İL-HAN Yayınevi için de bir internet sitesi kurardım.

Ve… Aslında var olmayan, bir roman detayı olan kitabı da, gölge yazara, editöre, artık kime olursa yazdırır, e-kitap formatında, kurgu yayınevinin sitesine, kurgu yazarın hesaplarına yerleştirirdim. Okuyucu, Gizli Anların Yolcusu?nu okurken, tam o sayfalara geldiğinde mola verir, verilen linkle internete bağlanır, Bora?nın ilk kitabını okur, daha sonra kaldığı yerden Gizli Anların Yolcusu?na devam ederdi…

Bora?nın Kitabı diye piyasaya sürülen ikinci kitabı, bu sosyal medya hesaplarında ve kurgu yayınevinin internet sitesinde, gerçekten ölen yazarın, gerçekten sonradan ortaya çıkmış roman taslağı gibi duyurur, piyasaya böyle sürerdim… Tabi bunları yaparken, üç kitabın -bir asıl kitap, bir kurgu kitap ve bir kurgu hikâyeden doğan ikinci kitap- çelişkilerini gidermeyi ihmal etmezdim ki bunca çaba bir şeye yarasın.

Yetmedi mi? Bora?nın ölümü, ardından açılan soruşturma, İlhami?nin tutuklanması ve sonrasına dair kurmaca haberler geliştirir, bu haberleri de bahsettiğim mecralardan, gerçek zamanlı olarak duyururdum. Bora?nın Kitabı?nı bitiren bir okur, yine kendisine verilen bir linke tıkladığında, Bora?nın ölümünün arkasından yayınlanan üçüncü sayfa haberlerini ve İlhami?nin akıbetini gazete kupürlerinden öğrenebilirdi…

Teyzemin bıyıkları olsa, eniştem olurdu…

Bora?nın Kitabı, Gizli Anların Yolcusu

Ayşe Kulin

Everest Yayınları