Akademi ödüllü senarist ve Tony Ödülü sahibi İngiliz oyun yazarı olan Tom Stoppard çağdaş tiyatronun en entelektüel yazarı kabul edilir. Tarihsel ve insanın iç dünyasına dair kurgusu ve dinamiği oldukça etkileyici ve güçlüdür. Onun oyunları sanatın gücünü pekiştiren ve sanatı yücelten bir biçimdedir. Bir bulmacayı çözmek gibidir onun oyunları ve en az onun kadar iyi bir oyuncu olmanız gerekir. Onun oyunları için değil, genel olarak bir oyunu ele aldığınızda satır aralarını doğru okumak için yazarın hayatı başta olmak üzere yazdığı dönem, siyasi durum, coğrafi konum, felsefe, psikoloji ile tekrar tanışmanız, tekrar çalışmanız gerekir.

RENE MAGRİTTE, gerçeküstücülük akımının önde gelen isimlerinden biridir. Yaptığı bir resim ilham kaynağı olmuştur Tom Stoppard’a ve Magritte’ten Sonra’yı yazmıştır.

Harris, kırk yaşlarında kalçalarına kadar çıkan yeşil renkteki balıkçı çizmeleriyle evin ortasında elektrik tesisatı için yaptığı ilginç düzeneği onarmaya çalışmaktadır. Anne, ütü masasının üzerinde yatmaktadır. Harris’in karısı Thelma, uzun balo kıyafetiyle evin içinden mermi toplamaktadır. Henüz oyun başlamadan bile bu insanlara yüklediği görev ve durgunlukla merak uyandırıcı ve izleyiciyi uyarıcı bir yazarla karşı karşıyayız. Tüm oyun boyunca algı, toplumsal algı, hatırlama, unutma ve görevler üzerine komik, ironik bir yazımla karşılaşıyoruz.

HARRIS- Bu bacaklarla mı? Senin bacakların eteğine yetişemez ki.

THELMA- Benim bacaklarım 5000 sterline sigortalı!

HARRIS- Sadece hırsızlığa karşı-

THELMA (gömleği ütüler)- Elimden geldiğince çabuk olmaya çalışıyorum. Tek söyleyebileceğim, bu iş bitip her şey normale dönünce çok mutlu olacağım. Sinirli ve aksi oluyorsun. Söylediğim her şeye karşı çıkıyorsun-

HARRIS(kızgın)- İşte buna katılmıyorum-

THELMA- Ben futbolcunun koltuğunun altında futbol topu vardı, der demez, sen, o top değil, kaplumbağa diye iddialaşmaya başlıyorsun. Bir futbolcunun top yerine neden bir kaplumbağayla oynamak istediği sorusunu yanıtlamaya hazır olmadığın anlaşılıyor.

HARRIS (yatıştırmaya çalışarak, mantıklı)- Bak-o bir futbolcu değildi. Sadece çizgili pijama giyen bir adamdı. Çok doğal, belki de ilginç sayılabilecek bir hataydı seninki ve koltuğunun altında bir futbol topu olduğu yolunda, ikinci ve çok daha sıradan bir yanlış anlamaya düşmene yol açtı-hâlbuki ben-

THELMA- Hâlbuki sen, birisinin caddede pijamayla dolaşmasını normal karşılıyor ve kaplumbağa taşıdığı sonucuna varıyorsun.

HARRIS- Adamın nedenleri olduğu çok açıktı.

………………………

HARRIS- Ama burası bizim evimiz.

THELMA- Böyle düşünüyorsan onun yanımıza taşınmasını istememeliydin.

HARRİS- Senin fikrindi.

THELMA- Ama sen de kabul ettin.

HARRIS- Ben, son günlerini sevdiklerinin yanında geçirmesi fikrini kabul ettim-yaşamımızın yarısında ayakaltında dolaşmasını kastetmedim.

THELMA- Bebek bakıcılığında işe yarayacağını söyledin.

HARRIS- Bizim çocuğumuz yok ki!

THELMA- Bu, onun hatası değil.(Duraksar) Benim de değil.

HARRIS- Ne cüret! Ne cüret! Pekâlâ-yeterse yeter! Birçok iftiraya katlandım ama artık sabrım kalmadı. Burası benim evim ve sen de, annene, tubasını toplayıp gitmesini söyleyebilirsin!

THELMA- Ama Reginald!

HARRIS- Hayır-sabrımı çok zorladın. Seninle evlendiğimde annenin-

THELMA- (Bağırır) O benim değil — senin annen!

Şaşırtıcı ve oldukça eğlenceli, iyi okumalar…