Norveçli bir yazar olan Ingvar Ambjörnsen,  genellikle romanlarında ?öteki?, ?dışarıda kalan? insanların sözcülüğünü çoğu zaman sarsıcı bir dille anlatır.

Genellikle bir oyuna başladığımızda felsefe, edebiyat bize yoldaşlık eder. Duyguların anlatımı teorinin güçlenmesine, pratikte canlandırmanın gerçekliğe oturtulmasına yardım eder. Gizli hesaplaşmaların olduğu, esrarlı, gergin bir oyundu. Tavandaki Kukla bana yolculuğumda eşlik etti.

Bir kadın üzerinden suç, ceza ve intikam ele alınıyor. İnsanlar devletin verdiği cezanın sonrasında intikam duygusunu nasıl yok eder? Her şey ceza ile biter mi? Suç suçluya karşı uygulanınca yine de suç mu olur? Hepsini soran, sorduran karanlık bir roman.

?Gece olup da salonda mumları yaktığında, kuklanın gövdesi ahşap duvarlarda dansa başlıyordu. Saatlerce oturup, şömineden yükselen sıcak havanın etkisiyle bir gölge oyununa dönüşen bu manzarayı seyredebilirdi. Eski bir kuklaydı bu? Küçük bir kızın uçsuz bucaksız sevgi denizinde enginlere açılmış, itiraflarının dev dalgalarında, sırlarının sessiz derinliklerinde yelken basmıştı. Kuklaya şarkı söyledi. Yumruğunu masaya vura vura şarkı söyledi kuklaya.?

Sevgiler?

Tavandaki Kukla

Ingvar Ambjörnsen

Çeviren: Banu Gürsaler Syvertsen

Ayrıntı Yayınları