Psiko-absürd romantik komedi… Alper Canıgüz, romanı yazdıktan sonra isim bulmakla kalmamış, kendine özgü bir tür de yaratmış. Öyle ki türü tanımlayan her kelime romana sinmiş durumda.

Psiko kısmı doğrudan Freud’u barındırıyor. Klinik psikoloji yüksek lisans öğrencileri, bolca rüya yorumlamaları, analizler… Yalnızca yorumlama dersek haksızlık etmiş oluruz herhalde. Kitabın kendisi düşler âleminden oluşuyor. Hayatının bir bölümünü satan gencin, aradığı insan olduğunu düşünen bir adam; yaşamının yarısının bir düş hırsızı tarafından çalındığını iddia eden bir çoğul kişilik vakası ve iki kişiyi -ya da tek mi demek lazım- çözmeye çalışan bir psikoloji profesörü. Kör düğüm!

Olay örgüsü yetmezmiş gibi Canıgüz bir de Inception‘a çevirmiş kurguyu. Kitabın sonlarına doğru, kendinizi tam da kitaba hâkim hissederken matruşka bebekler gibi işin içinden başka bir iş çıkıyor.

Romantik kısmı, kişilik bozukluğuna teşne Nalan karakterinden kaynaklanmıyor sadece. Profesörün eski aşkı, gözümüzde bir kabadayı gibi canlandırılan Panş’ın adeta bir Romeo çıkması sonucu etiketin hakkı veriliyor.

Komedi bölümüyse kurgunun tamamı. Satır aralarında kahkahalar bile attırıyor. Sinema, tüm duyguları harekete geçirirken romanlar genelde daha yumuşak duyguları hareketlendiriyor bence. Pastel duygular; hüzün, merhamet, imrenme, masumiyet… Uzun zamandır kahkaha atmama sebep olacak bir kitap okumamıştım. Dolayısıyla psiko-absürd romantik komedi tanımı tam anlamıyla uymuş. Sanmıyorum başka bir kitap bu türe yakışsın.

Olaylar içinde zikzak çizmek, kafasını meşgul etmek, psikolojiye dair bir şeyler öğrenmek, eğlenmek, uykusuz kalmak isteyenler için Tatlı Rüyalar tavsiye edilir.

Şayet filmini çekebilecek bir yönetmen çıkarsa da Hamit karakteri için önerim Nejat İşler.

Tatlı Rüyalar

Alper Canıgüz

İletişim Yayınları