Tanrı, olan bitene “bizzat” müdahale etmek ister ve dünyaya inerse… İç savaşın ortasındaki bir Afrika ülkesinde, Afrikalı bir kadın kılığında “tebdil-i kıyafet” teftişe çıkarsa… Peki ya “olmaz” denilen şey olur da Tanrı ölürse?

İşte romanımız bu olaydan sonrasını, şoke edici bir dil ve parlak bir üslupla anlatıyor.

Tanrı’nın ölüm haberini alan insanlar, müthiş bir özgürlük hissiyle dünyayı dev bir savaş, yağma ve talan alanına döndürürken, hükümetler isyan ve kaosun önüne geçebilmek için halkı dine yönlendirmeye çalışır. Yaşlı bir Ortadoğulu, şaşkınlığını gizleyemez: “Daha düne kadar ibadethanelerimizi elimizden alıp yerine alışveriş merkezleri dikerlerdi. Şimdi ise kiliseye gitmemizi emrediyorlar…”

Tanrı’nın yerine geçen “şey” için ise, çoktan onu ortadan kaldırmak isteyen karanlık güçler harekete geçmiştir… “İnananlarından” biri şöyle der; “Kaç, binlerce insan seni koruyacaktır, taşla, sopayla senin için savaşacaklardır.” “Peki ama neden?” diye sorar “şey”… “Umut” der inanan, “Umutlarından başka bir şeyleri yok.”

Her ne kadar “mizah” diye kategorilendirilse de, Ron Currie Jr.’ın kaleme aldığı “Tanrı Öldü” kesinlikle bir felsefi şaheser…

Tanrı Öldü

Ron Currie Jr.

Çeviren: Seçil Kıvrak

Siren Yayınları