Kitap, Paul Auster?ın klasikleşmeye başlayan tarzının çok da sürükleyici olmayan bir örneği bence. Gene de okurken olayları işleme yöntemi ilgi çekici. Kitapta Miles adlı başarılı ve geleceği parlak gencin sinirli bir anında yaptığı hareketten dolayı hayatının ne kadar değiştiği anlatılıyor. Suçluluk duygusu ile evinden ayrılıyor ve yedi yıl boyunca anlık yaşamaya çalışarak sürgününü devam ettiriyor. Bir gün parkta kendisi gibi  Muhteşem Gatsby kitabını okuyan genç kıza aşık olduktan sonra hayatı değişiyor. Kızın yaşının küçüklüğü nedeniyle başlarının derde girmemesi için New York?a taşınıyor bir süreliğine. Orada terk edilmiş bir evde üç arkadaşıyla değişik bir yaşamı oluyor. Kitabın sonuna doğru hayatı umut dolu ve sevecenlikle dolmaya başlıyor yeniden.

Buraya kadar her şey iyi, hoş. Ancak Paul Auster okuyucuları bilirler. Yazarımızın kitapları hep beklenmedik sonlara sahiptir. İnsan tam her şey yoluna girdi derken suratına bir yumruk yer. Sunset Park?da da gelenek değişmemiş. Kitabı bitirdikten sonra dakikalarca söylendim.

Sunset Park?la ilgili mutlaka yazılması gereken iki ayrıntı daha var.  Ekonomik krize çok değinmiş Paul Auster bu kitabında. Bu nedenle gerçek zamanda yaşıyor roman.

İkincisi de bolca sanat eserini, kitap ve filmi anlatıyor. Bolca gönderme yapıyor. İnsan okurken bilgileniyor da aynı zamanda.

Sunset Park

Paul Auster

Çeviren: Seçkin Selvi

Can Yayınları