Uzun zamandır bir kitabı keyifle okuyamıyordum. Evet okuyordum, evet kitapları seviyordum, ama içinde bulunduğum ruh hali –depresyon demek istemiyorum- keyif alma duygumu dondurmuştu sanırım. Edebiyat ve annelik ilişkisini sorgulaması ve mistik parçaları ilgimi çekti sanırım. Su gibi aktı gitti, bitti kitap.

Kitaptaki bir paragraf etkiledi beni, bir şeyi anlamamı sağladı. Paragrafı sizinle paylaşmak istiyorum, belki sizin için de bir yol gösterici olur:

“ İstanbul’da bir sevdiğin varsa, üstüne üstlük bir de İstanbul’u seviyorsan eğer, ne kadar uzağa gidersen git ve nasıl bir hızla, gene de kurtulamazsın bu şehirle cebelleşmekten rüyalarında.”

Elif Şafak, kitabı hatırlamak için değil, unutmak için yazdığını söylüyor. Bu kitap, kadınların hayatının karanlık ama geçici bir dönemiyle ilgili: postpartum ya da postnatal. Yani doğum sonrası depresyon.

Elif Şafak’ın “ İçimden Sesler Korosu” dediği benliğinin farklı yanlarıyla konuşması, doğum sonrası ‘iktidarı’ ele geçiren Lord Poton, hepsinin benliğinin bir parçası olduğunu kabullenmesi… Sevdim bu kitabı. Umarım okursunuz ve siz de benim gibi hissedersiniz.

Siyah Süt

Elif Şafak

Doğan Kitap