Günlük yaşamın getirileriyle hayatında doğan boşluğu, yine hayatın karşısına çıkardığı yasak aşkla dolduran bir başkarakter ile sesleniyor roman, okuyucusuna. Yasak kelimesini aşk ile yan yana tutmak ne kadar doğru tartışılır tabii. Zira, girdiği her gönülde sınırları yeniden çizmekten ziyade yok eden bir duygudur aşk. Sedat da bu bağlamda ayrı iki kişiye karşı, aşkın ve sevginin bir arada aynı kişide nasıl toplanabileceğini gösteriyor. Hayatta sahip olduğu en büyük değer olarak gördüğü aşkı yüzünden kayıp sevgilisinin peşinde zaman zaman ümitsizliğe düşse de vazgeçmeden onun için ailesini ve mesleğini dahi tehlikeye atarak bizi yaşadığı serüvene ortak eden Sedat, iç dünyasında da yaşadığı ikilemler ve fırtınalarla birçok konunun ve değerin sorgulanmasına neden oluyor.

Roman kişilerinin âdeta okuyucunun günlük hayatına girebilecek kadar doğal ve gündelik olması bir sonraki bölüme geçmek için sergilediğiniz sabırsızlığın nedeni olmalı. Herkes tarafından anlaşılabilecek bir dili olmasına karşın, kelimelerin bir araya getirilişindeki özen, herhangi bir paragrafın büyüsüne kapılmanıza sebep olabilir. Mekânlardaki ufak, ama karakterle ilgili ipuçları veren detaylar ise bizi olayın ortasına çeken bir başka unsur. Bir cinayet romanı olmasına karşın; istihbarat görevlileri, devrimci gençler, Rum vatandaşlar, suçlular derken birçok kesimden insanın hayatına girerek onlarla birlikte zaman zaman bir İstanbul turuna çıkmak da yazarın bize sunduğu güzelliklerin bir kısmı.

Yazarın karşımıza çıkardığı karakterlerle gizemin kendini sürekli olarak koruduğu romanda, insanı kitabın içine çeken şeyin; yazarın akıcı dili, üslubu, yoksa üst düzey bir cinayet romanındaki başarısı tartışılmaz kurgusu olup olmadığına karar veremedim doğrusu. Sanırım bu karar okuyucuya göre değişecektir. Cinayet romanları konusunda, kuşkusuz, bir üstat olan Ahmet Ümit?in bu alanda yazdığı ilk romanının bir başyapıt olarak kabul görmesini, kitabı okuduktan sonra daha iyi anlayacaksınız.

Sis ve Gece

Ahmet Ümit

Doğan Kitap