Sylvia Plath 50 yıl önce 31 yaşında yaşamına son verdi. Arkasında birbirinden güzel şiirler bırakan Plath’in tek romanı “Sırça Fanus” ise 50. yıla özel baskısı ile gündemde.

19 yaşında parlak bir genç kız olan Esther, New York’ta bir dergide staj yapmaktadır. Ünlü bir yazar olmanın hayaliyle yaşar, fakat iş hayatındaki zorluklar peşini bırakmaz. Aşk hayatında yaşadığı olumsuz tecrübeler de ruhunda dalgalanmalara neden olur. Gerçek hayatın içine girmek onun bazı şeyleri sorgulamasına yol açar. Sırça fanusun içinde hapsolmuş hisseder kendini, nefes alamaz olur. İntihar girişiminde bulunur çok defa.

“Çünkü nerede olursam olayım bir gemi güvertesinde, Paris’te bir sokak kahvesinde ya da Bangkok’ta hep aynı sırça fanusun altında kendi ekşimiş havamda bunalıyor olacaktım.”   

Manik depresif teşhisi konulan Plath, hayatı boyunca psikolojik sorunlarıyla mücadele etti. Yazıyordu çünkü içinde susturamadığı bir ses vardı. “Sırça Fanus”ta, Esther Greenwood’un ağzından isimleri ve mekânları değiştirerek kendini anlattı. İnsanlarla, hayatla özellikle de kendisiyle sorunları vardı. “Birinden hiçbir şey beklemeyince asla düş kırıklığına uğramaz insan.”  diyordu.

Sırça Fanus akıcı üslubuyla okuyucuyu içine çeken, herkesin satır aralarında kendine rastlayabileceği bir roman.

Son olarak:

“Sessizlik bunaltıyor beni. Sessizliğin sessizliği değil bu. Benim kendi sessizliğimdi. Çok iyi biliyordum ki otomobiller gürültü yapıyordu. Otomobillerin ve yapıların aydınlık pencerelerinin gerisindeki insanlar da gürültü yapıyordu. Nehir de gürültü yapıyordu. Ama ben hiçbir şey duyamıyordum. Kent ışıldayarak, göz kırparak, bir afiş gibi yamyassı asılmış duruyordu penceremde.”

Keyifli okumalar. 🙂

Sırça Fanus

Sylvia Plath

Çeviren: Handan Saraç

Kırmızı Kedi Yayınevi