1973 yılında Şili?de askeri darbe yapıldığında belki de şans eseri hayatta kalan ve yurdundan ayrılan ünlü yönetmen Miguel Littin? in, kendi yurduna kılık değiştirerek girmesi ve darbe sonrası Şili?yi gizlice filme almasının gerçek öyküsü anlatılan?

Yaşanan, böylesine gerçekle gerçeküstünü içine alan bir olayın Marquez?in diliyle anlatılması daha da çarpıcı ve etkileyici bir roman ortaya çıkarıyor. Kimi zaman gerçeklikten kopup hayal ürünü bir polisiyenin içine giriyorsunuz.

Ülkesinden sürülmüş bir sinemacının ülkesindeki acılara uzak kalamaması ile başlıyor aslında yolculuk.  Bir şekilde ülkesine dönüp yaşananlara tanık olma ile yola çıkılıyor. Kimsenin haber alamadığı, Pinochet diktatörlüğünün dünyaya kapılarını kapattığı Şili?nin öyküsü anlatılan, yaşanan.

Darbe öncesinin ünlü yönetmeni Miguel Littin ülkesine başka bir kimlik ve başka bir yüzle geri dönüp gizlice film çekmeye başlıyor. Daha doğrusu kendi ülkesine sürüyor kendisini. Bu hiç de kolay olmayan sürgünlükte Şili?nin darbe öncesi ve darbe sonrası değişimi, ev ev, sokak sokak, insan insan anlatılıyor. Ülkedeki sistemin insanlar üzerindeki etkileri araştırılıyor.

Marquez bu romanı ile edebiyatın tanıklığını, toplumsallağını, insana bakışını ortaya koyuyor. Gerek kurmaca gerekse birebir gerçek anlatımlarında kıta insanının ve insanların yaşamlarını açığa vuran Marquez, Şili?de Gizlice romanı ile yazarın insan ve tarih karşısındaki sorumluluğunu da duyuruyor bize. Belki de bu yüzden tüm kıtada ve de dünyanın birçok yerinde en çok izlenen romancı olmayı başarıyor.

Romanda Allende ve Neruda ile ilgili anlatımlara da yer veriyor. Eski devlet başkanlarının halkın gözündeki yerini sunarken, kıtanın en çok sevilen şairinin de nasıl hâlâ yaşadığını anlatıyor. Böylece edebiyatın, şiirin gerçek hayatta nasıl var olduğunu, ve nasıl yaşaması gerektiğini de anlatmış oluyor; tıpkı kendisinin yaşadığı gibi…

Şili?de Gizlice

Gabriel Garcia Marquez

Çeviren: İlknur Özdemir

Can Yayınları