Sevgili Livaneli’nin bir çırpıda okunup bitirilebilecek eserlerinden işte bir tanesi daha… Altmış yıl hiç tükenmeyen bir aşkın trajik öyküsü…

Evet, aynı zamanda benim de okuduğum bölümü bitirme tezim. Kendimi oldukça şanslı hissettiğimi söyleyebilirim…Her neyse, geçelim kitabın bize verdiklerine… Serenad’da pek çok şeyi bir arada görmek mümkün. Aşk, yakın tarih, polisiye, sosyal yaşamdan kesitler, bürokrasi vs…

Bu yapıtta yazar, sosyal ve siyasi değişimler ve dönüşümlerin insan hayatı üzerindeki etkisini işlemiştir. Birkaç insan üzerinden tüm toplumun maddi ve manevi yönden gördüğü zararları dolaylı olarak ele almıştır. Romanın odağında yer alan aşk trajik bir sonla bitmiş, yazar için amaç bu aşkın gerçekliğinin yanında toplumların tarihi gerçekliğini verebilmek olmuştur. Beynelmilel sorunlar gün yüzüne çıkarılmıştır, bunlardan haberdar olmayan yahut olup da üzerine siyah bir perde çekmek isteyenler için…

Romanda siyasal ve sosyal değişimler özellikle kadınlar üzerinden yansıtılmıştır. Sorunların içinde köşeye sıkışmış. sıkıştırılmış, dört kadın… Mari, Ayşe, Nadia, Maya… Bunlardan özellikle Nadia, sonu hüsranla biten aşk öyküsü ile odak noktadadır. Bu aşkın arka planı ise aralanmaya çalışılan sır perdeleri ile doludur. Benim de tıpkı birçok kişiye benzer, çok azından detaylı bilgi sahibi olduğum Struma Olayı, Mavi Alay gibi…

Peki, bu kadar sır ne iş yarar değil mi? Öyleyse cevaplarını arka fonda Schubert’in Serenad’ına kulak vererek bulmaya ne dersiniz?
Serenad

Zülfü Livaneli

Doğan Kitap