Bir yalnızlık seremonisi? Samimi? Hatırlatıcı?

Yüksel Caddesi?ne gittik kızımla kitap seçmeye? Eskiden, yalnızken seçtiğim ve olmaktan memnuniyet duyduğum yerleri tanıtıyorum kızıma. Belki de kendimi anlatıyorum gizli gizli. Bir yerde oturup, çay molası verip, aldıklarımıza bakıp mutlulukla gülümsüyoruz. Ah keşke seçtiklerimizin hepsini alabilseydik, diyoruz. Sonra etrafa bakıyorum? Ne çok insan var. Her yöne akan bir sürü insan. Daha önceleri bu kalabalıktan öyle çok tanıdığım olurdu ki. Kızıma söylüyorum biraz buruk. Sımsıcak gülümsüyor. ?İyi ki varsın? diyorum. Ne zaman böyle oldu, ne zaman bu kadar azaldık bilemiyorum.

Artık gittikçe azalıyor çevremizdeki insanlar? Daha çok ?eskiden? demeye başlıyoruz. Büyük şehirlerde büyük umutlarla ve büyük hayallerle yapayalnız yaşıyoruz.

Oysaki kadın erkek herkes yaşamına şahitlik edecek insanlar arar. Bu az sayıda dost ya da sevgili olabilir. Hayat, uzun gibi görünen kısa aralığında, yalnızlığımızla baş başa bırakabilir bir anda? Aniden? Buna kim hazırlıklı olabilir ki?

Tam da bu yalnızlık hissi ve sımsıcak bir aşk hikâyesi, kitapta çıkıyor karşıma. Yazarımız hakkında bilgi bulmak pek mümkün değil. İki kitap yazdığını biliyoruz. Diğeri dilimize çevrilmemiş? Nerede doğdu ya da öldü mü bilinmiyor. Ama sarsıcı bir samimiyetle karşımızda.

Pek iyi İngilizce konuşamayan Kabrero, bize yalnızlığı ve Kızılderili karısını anlatıyor. Ona borçlu olduğu bir yolculuğa çıkıyor. Biz de onunla beraber yollardayız. Hem kimlik arayışı, hem yalnızlık, hem de aşk öyküsü iç içe girmiş.

?Eline tüfeğini alıp, fişeklikleri göğsüne çaprazlamasına asıp atını üstlerine sürse, kasabanın sokaklarında ölüm saçarak, önüne geleni yağmalayarak, yakıp yıkarak dolaşsa, kasabayı yerle bir etse bile, gözlerinden okunan bu sevginin ürküttüğü kadar ürkütmezdi onları.?

?İkisi hep birlikte, hep bu vadide, günlerin kırıcılığından uzakta hep yeniden başlarken, karısına olan aşkı dilinin ucunda bir acı gibi dururdu, konuşma duyusunu köreltirdi, çünkü benliğinin tam ortasında açılmış bir yarayı andıran bu aşk, bildiği sözcüklere, okuyamadığı bütün o kitaplardaki sözcüklere sığmıyordu. Hiç değilse bu vardı diye düşündü. Ben layık olsam da olmasam da vardı.?

Kabrero?nun başkaldırısına, sevgisine ve yalnızlığına eşlik ediyoruz. Sahici aşka inanan yanımızla, tekrar tekrar okunası bir roman.

Şiddetin kol gezdiği bir dünyada aşkınızı nereye gömersiniz?

Seni İçime Gömdüm

Andrew Jolly

Çeviren: Tomris Uyar

Ayrıntı Yayınları