Sen ve Ben? Kitabın adını gördüğümde ve konunun Roma?da geçtiğini öğrendiğimde güzel bir aşk hikâyesi ya da belki de bir ayrılıktır anlattığı diye düşünmüştüm. Nedense sen ve ben kelimeleri bir araya geldiğinde böyle bir yansıma yaratıyor iç dünyamızda.

Bu beklentilerle okumaya başladığımda afalladığımı itiraf etmeliyim. Çünkü 14 yaşında asosyal, yalnızlığı seven bir erkek çocuğunun, Lorenzo?nun arkadaşsız dünyasına giriveriyoruz birden. Ailesinin, çocuklarının durumundan iyice endişelenip devlet okuluna göndermesiyle Lorenzo daha kalabalık ama çok daha yalnız olduğu bir ortamda buluyor kendini. Dört günlüğüne kayak tatiline gidecek arkadaşlarının konuşmasına kulak misafiri olup ailesini sanki onu da çağırmışlar gibi kandırıyor ve başlıyor evlerinin bodrum katını dört günlük malikânesi haline dönüştürmeye. Yapayalnız geçireceği koca bir dört gün Lorenzo?nun arayıp da bulamadığı bir nimetken birden ortaya çıkan uyuşturucu bağımlısı üvey ablası Olivia?nın sorunları ile baş ederken buluyor kendini. Başlangıçta onu kovmasına rağmen geçirdiği krizlerden sonra mecburen yardımcı olmaya karar veriyor. İşte tam da burada Lorenzo?nun hayatında ilk defa ?ben? dışında bir olgu, ?sen? oluşuyor.

Çok bilindik bir öykü algısını yaratıyor kitabı bitirip kapağını kapattığınızda. Sorgulamaya başlıyorsunuz, önce kendinizi, acaba benim de dış dünyaya ördüğüm duvarlarım var mı diye. Acaba ben de yalnızlaştırıyor muyum kendimi, kimseye yeterince izin vermiyor muyum diye. Aileme, arkadaşlarıma, sevgilime, eşime hayatımdaki ?sen? olma fırsatını veriyor muyum diye.

Kısacık bir kitap, kısacık bir öykü belki de, ama suyun üzerinde yarattığı halkaların etkisi hâlâ devam ediyor. Fırsatınız olursa okumadan geçmeyin.

Sen ve Ben

Niccolo Ammaniti

Çeviren: Şemsa Gezgin

Can Yayınları