Siz hiç tanımadığınız birinin sizinle en içten şekilde hayatını paylaşma anını yaşadınız mı? Üstelik ağzınızı bile açmadığınız, cevap bile vermediğiniz halde size uzun uzun kendini anlatmaktan çekinmeyen biriyse bu kişi, nasıl hissederdiniz? Sayısını bilmediğim kez, ilk defa karşılaştığım insanlarla samimi sohbetler yaptım, ama ilk kez birini hiç cevap veremeden dinledim desem yeridir.

Aret Vartanyan konuştu, ben dinledim. 🙂  Çok cevap vermek istediğim an oldu, ama erteledim, zaten şu anda cevap vermek için erkendi, çünkü onun anlatacakları bitmemişti. Ortak noktalarımız olduğunu gördüm, ama ben de yaşamıştım, bile diyemedim. Onun benim hakkımda hiçbir fikri olamadı, zaten bu aşamada gerek de yoktu. O bana yaşadığı aşkları, ruhunun en derinliklerini anlattı; ben sessizce ve merakla hikâyeyi dinledim. İkili sessizlikler ya da üst üste konuşmalardan sonra oldukça garip bir deneyim oldu. O da bunun farkında gibiydi. Cinsiyetim, mesleğim, adım bile onu ilgilendirmiyordu, ama herhangi biri gibi de hissetmiyordum. Gerçekten kitabı sanki sadece bana yazmış gibi hissediyordum. Onu dinlemek bana da oldukça iyi gelmişti.

Kendine benzeyen biriyle konuşmak hakkında görüşlerini okuyunca, yoksa ben de “marjinal” dediği, onun içindeki taşları yerinden oynatacak insanlardan biri miydim, dedim kendi kendime. Gerçekten bir gün o da beni söylediği gibi dinleyecek miydi? Bunu bilemiyorum.

Gerçi bazen söyledikleri, son dönem oldukça soğuduğum türdeki kitaplardan çıkmış gibiydi, bir ara “acabalar, yoksalar” kapladı içimi sonra tümü kayboldu.  Hani şöyle olun, böyle yapın ya da şunu yapmayın türünde telkinlerdi bana böyle hissettiren.

Yaşamaktan, kaybetmekten, kendim olmaktan, hiçbir şey yapmamaktan, kalbimin sesini dinlemekten, aşktan bahsediyordu bolca; aslında ne çok okumuştum bunları, hemen hemen her kişisel gelişim kitabında vardı bu cümleler, ama acaba aynı etkiyi uyandırmış mıydı? Ayrıca bana tavsiye ettiği ya da tavsiye etmeksizin bahsettiği tüm kitapları da hali hazırda okumuş olmam bir tesadüf müydü? Peki, ben tesadüflere inanan biri miydim?

Bu kitabı niye aldım, bir açıklaması olabilirdi, onu da zaten kendi söyledi.

“Bir bilge uykuya daldığında ne böyle yapması gerektiği için ne de böyle olmasını istediği için, yalnızca uykusu geldiği için uyur.”

Demek ki bizim de sohbet etme zamanımız gelmişti…

Sen ve Ben

Aret Vartanyan

Butik Yayıncılık