Profesyonel koçlukla tanışalı çok olmamasına rağmen bu süre zarfında adeta zincirleme olaylar dizisi gibi birçok profesyonel koç ile tanışma imkânım oldu. Yine tamamen ?tesadüf? mahiyetinde Timur Tiryaki?nin ilk kitabıyla yolum kesişti. Bu kitabı, sanki biriktirdiğim bilgilerin özeti gibi gelmişti bana ve kafamdakileri toparlamama neden olmuştu. Ne güzel bir durumdur ki, şu anda elimde onun bir solukta okuyup bitirdiğim ikinci kitabı Sen Hayatıma Dokununca var. Kitabın arka kapağını okuduğumda ?Acaba bu satırları okuyup da kitabı almayan olabilir mi?? diye düşünmekten kendimi alamadım. Aslında ilk kez duyduğum hiçbir şey yoktu kitapta ama bazen bildiklerimizi tekrar duymamız gerektiği aşikar.

Kitap o kadar akıcıydı ki, bitirene kadar elimden bırakmadım desem mübalağa olmaz. Öyküyü bitirmemin üzerinden yaklaşık sekiz saat geçtiği hâlde sıcağı sıcağına hemen yorum yazmaya başladım çünkü bu sayede kendi düşüncelerimi de daha rahat toparlayabilirim.

Yazarında üstünde durduğu ?birilerine ilham olurken aslında kendine yardımcı olmak? hâli muazzam bir his. O kadar farklı insanlar var ki aramızda, bırakın bir hayat amacı belirlemeyi, kendi hakkında oturup haftada bir saat kafa yormuyor. Birçok kişi akışa kapılmış gider vaziyette.

Peki koçlar ne yapıyor? Öncellikle sadece hazır olan kişilere yardımcı olabiliyorlar. Koçların işleri gerçekten sabır isteyen bir iş: Kişiyi ?ne istemiyorum? durumundan, ?ne istiyorum acaba? noktasına yol almasına yarar sorular sormak, kendi stratejik yol haritasını çizmesinde yönlendirici olmak ve bir yandan bu yol adımlarına şahit olmak.

Bu kitap en çok, tıkanmışlık hisseden ve bunu bir şekilde aşmak konusunda arayışta olanlar için biçilmiş kaftan olmuş, tam bir başlangıç kitabı. Öte yandan konu aldığı yolculukla hayatımıza belki birkaç saatliğine dahil olsalar bile bazı insanların bize nasıl etki de bulunabileceklerini çok hoş anlatmış.

Sen Hayatıma Dokununca

Timur Tiryaki

Pegasus Yayınları