Sizi Sohrâb Sepehrî (1928- 1980) ile tanıştırmak istiyorum. Modern İran şiirinin bir temsilcisi… Kendisini “çiçeklerin nabzını tutuyorum” dizesiyle tanımıştım. “Suyun Ayak Sesi” şiirinden bir dizeydi bu. Dizenin kırılganlığı ve narinliğini ta içimde bir yerlerde hissetmiştim. “Suyun Ayak Sesi” şairin otobiyografik denilebilecek bir şiiri. Şiirde kendini anlatırken doğaya yakınlığını ve onunla bütünlüğünü görmek insanın içine işliyor. Çünkü canlı ve cansız her şeyin eşit ve birbirine bağlı olduğu bir barış anlayışı içeriyor bu şiir. Bu yüzden kucaklayıcı dili şiiri akıcı ve derinlikli kılıyor. Doğadan ve onun işleyişinden kendimize dersler çıkarmamız gereken gözlemlerini ortaya koyuyor şiirinde. Birlikte yaşamın mümkün olabildiğini aktarıyor:

“… Kâbem su kenarında.

Kâbem akasyalar altında.

Kâbem meltem gibi gider bahçeden bahçeye,

gider şehirden şehire…” (s. 176)

“Bir şair gördüm, hitaben zambağa diyordu: Siz” (s. 180)

“İki çamı görmedim ben birbirine düşman.

Görmedim bir söğüt, gölgesini yere satan.

Bağışlar dalını bir karaağaç kara kargaya.

Nerede yaprak varsa, çiçek açar coşkum.

Bir haşhaş yıkamıştır beni ‘var olmak’ akışında.” (s. 188)

Bunun yanı sıra Sohrâb Sepehrî’nin şiiri aslında derin bir yalnızlık teması etrafında da örülüyor. İnsanın kendini yabancıladığı, neye, nereye ait olduğunu aradığı, yokluk ve yoksunluk üzerine şiirlerle karşılaşıyoruz. Bu tema bazen ölümle de birleşiyor ve insanı yaralayan şiirler ortaya çıkıyor. Ancak belki bu yaralanmışlık daha özenli ve güzel bir yaşamın doğmasına da aracılık edebilir. Bu şiire nereden baktığımız ve onu nasıl algıladığımızla ilgili. Başka bir deyişle şiirin neye aracılık ettiğini düşündüğümüzle ilgili…

“Geçiyorum, yalnız, caddeden

Uzakta kaldı benden insanlar

Bir gölge geçti duvarın üstünden

Gamlarıma bir gam daha ekledi…” (s. 29)

“Epeydir kalmış soğuk bir ceset

Odamın mor tenhalığında.

Uzak düşmüş her uzvu ötekinden

Sanki bir parça, öbür parçayı

Kovmuş yanından.

Unutmuş bedenindeki birliği.” (s. 39)

“Uzak ormanın şebnemi çalıyor sîmânı.

Seni senden çalmışlar ve bu, derin bir yalnızlık.

Ağlıyorsun; ve bir mırıltının sapasında avâre

Kalıyorsun.” (s. 137)

Sohrâb Sepehrî’nin şiiri alışkın olduğumuz şiir biçimine pek uymuyor. Bunu bir olumsuzluk olarak görmekten ziyade yaratıcı ve şiire yeni formlar ve bakış açıları getiren bir şairin güzelliği olarak okumak mümkün. Böyle olunca içeriğe, şairin sözcüklerle oynaşmasına daha çok dikkat edebiliyoruz. Şiirinin olağan dışı formu yine de ahengi bozmuyor, kolaylıkla okutturuyor şiirleri.

Velhasıl Sohrâb Sepehrî’nin güzel şiirlerinden öğreneceğimiz çok şey var, şiirinin ayak sesinin pek çok derdimize deva olacağına inanıyorum.

Sekiz Kitap (Bütün Şiirleri)

Sohrâb Sepehrî

Çeviren: Mehmet Kanar

Ayrıntı Yayınları