Japon kasabasına adımımı atıyorum Ryu Murakami ile beraber. İlk olarak gözüme, kasabanın askeri düzenine aykırı, kızlı erkekli birkaç kişiden oluşan genç bir grup takılıyor. Ryu’nun bir yan karakteri oluyorum âdeta kitapta ve merak duygumu iyice körüklüyor, sayfaları ikişer üçer atmak istiyorum sonuna erişmek için.

Gözlemlemeye başlıyorum. Öncelikle grubu oluşturan kişilerin ortak özelliği, aile bağlarının zayıf olmasıdır. İyiyi istediğimiz hayatımızda, onlar hep kötüyle karşılaşmışlar ve buna alışmışlar, mutlu görünüyorlar. Kötüyü bastırmak için kullandıkları şeyler var tabii. Müzik, uyuşturucu, seks…  Hepsi kendi seçimleri, bu tip bir vahşi hayatta gevrek gevrek gülebilmeyi başarıyorlar seçimleriyle.

Ryu’nun gözlemleri ve size aktarması o kadar kuvvetli ki sabah onlarla uyandığımda ben de mide bulantısı hissediyorum. Sabah güne başlamak için müzik seçimlerinde, ben de onlarla beraber The Doors istiyorum, dinliyorum, düşünüyorum.

Bazı kesitleri,  yazarın gözlemleri ve karşı tarafa aktarması ?Bu kadarı fazla? dedirtiyor. Biraz Otomatik Portakal?ı andırıyor. Yeraltı edebiyatını içinize bastıra bastıra aktarıyor.

Kitabı okurken içimden geçiriyorum, “Tam senaryo olacak bir kitap!”  Düşüncem havada kalmıyor. Ryu Murakami?nin aynı zamanda yönetmen olduğunu ve kitabın filminin yapıldığını öğreniyorum.

Şeffaf Mavi?nin sunduğu hayatta,  her olayda ve zamanda bir ihtimalin olması düşüncesiyle Ryu?nun oyununa dâhil olmak istemez misiniz?

Şeffaf Mavi

Ryu Murakami

Çeviren:  Cihan Arkın

Doğan Kitap