?Bütün bunlar mantıksız görünüyor ve gerçekte normal bir insanda normal koşullar altında böyle yapay bir şizofreni, tehlikeli boyutta bir uyarılmadan kaynaklanan böyle bir bilinç bölünmesi olması düşünülemez.  Ama her türlü normallikten zorla kopartılmış olduğumu unutmayın; suçsuz olmasına karşın hapsedilmiş, aylardır tek başına bırakılarak kurnazca işkence yapılmış bir tutukluyum ben, birikmiş öfkesini uzun zamandan beri herhangi bir şeye boşaltmak isteyen bir insandım. Ve kendime karşı oynadığım bu mantıksız oyundan başka bir şeyim olmadığı için, öfkem, intikam hevesim fanatik bir biçimde bu oyuna yöneldi.?

İncecik bir kitap Satranç. Bu incelik içindeki yoğunlukla bir tezat oluşturuyor. Satranç tahtasındaki iki kutbun, başkarakter üzerinden, yazarın Nazi rejimine olan duruşunun bir yansımasıdır. Birbirine karşıt iki kutup arasında yer almasıdır. Bir yanda, yalnızca Almanya?da değil, dünyanın dört bir yanında kitlesel kıyımlarıyla Nazi rejimi yer alırken, öte yanda sürgünde var olabilmeye ilişkin korku ve kuşkuları vardır.

Satranç?ta iki farklı karakterin çözümlemesini okuyacaksınız. Bir taraftan kibirli, duyarsız, kendi dünyasına son derece bağlı, Nazi modeli çizen Czentovic, diğer tarafta mahrumiyet ve hiçliğin içinde var olmaya zorlanan, Nazi sisteminin içinde zavallılaştırılan Doktor B.

Satranç, Zweig?in son eseridir, edebiyata ve yaşama vedasıdır. Zweig?in, 1942 yılında Avrupa?nın içine düştüğü siyasi duruma dayanamayıp Brezilya?da karısı ile birlikte intihar etmesi eseri daha da değerli kılar. Uzun öykü olan eser, yazarın hayata veda mektubudur.

Satranç

Stefan Zweig

Çeviren: Ayça Sabuncuoğlu

Can Yayınları