Unutma Dersleri‘ni okumadan önceki önyargımın yerini okuduktan sonra hayranlık almıştı. Saklı Bahçeler Haritası‘ndan sonra da kıskançlığa doğru gidiyorum. Sonum hayrola! Kendime verdiğim sözü tuttum. Kalan üç kitabını da indirim yakalamışken aldım. Sondan başa doğru gidiyorum. Kimi yerde okuma sıralaması yapılmış olsa da…

Saklı Bahçeler Haritası, roman içinde roman barındıran kitaplardan. Zamanın kaygan zemininde bir geçmişe bir şimdiki zamana gidip geliyor. Önce klişeye kurban sandığımız, iki farklı coğrafyadan sevgililerin yazdığını düşündüğümüz mektuplar… Nermin Yıldırım, “Bu senin zihninin klişesi tatlım” diyerek iki kız kardeşin yazışmaları olduğunu anlatıyor. Ve şimdinin kahramanı editör Rıdvan… Rıdvan’la birlikte esrarengiz şekilde gelen mektupların gerçek mi kurmaca mı olduğunu, kimden nasıl niçin geldiğini çözmeye çalışıyoruz. Bu çaba öyle bir girdaba sokuyor ki soru işaretlerini bir kenara itip yazılanların dünyasına hapsoluyoruz. Gergin bekleyiş yerini meraka bırakıyor. Ki bu kısmın vücuda bürünmüş hali olarak, kitabın tanıtım videosu var:

https://www.youtube.com/watch?v=C-Hdj5o-E9A&feature=share

Nermin Yıldırım’ın dili ustaca kullanışına hayran olmamak elde değil. Son kitabındaki alaycı, gündelik dil bu romanda karakterlere göre şekilden şekle giriyor. Mektuplardaki sözlük açtıran, uzun betimlemelerle dolu eski Türkçeyle, 2013’ün kolay takip edilebilir dili… Serim aşamasından sonra, nasıl toparlayacak acaba diye düşünürken hiç bir soru işaretine yer bırakmadan toplamasını biliyor yazar. “Peki, ama..?” dediğiniz noktada zihninizi okur gibi cevabı yapıştırıyor. Yalnızca karakterlerin akıp giden hayatlarıyla sınırlı kalınmıyor. Türkiye’nin ve ona paralel olarak dünyanın, tarihin sayfalarına yazdığı yıkıcı olaylara farklı açılardan bakıyoruz. Beyoğlu sinemasının yıkılışından, kadının bitmek bilmeyen çilesine karşı bakış açısını görüyoruz Yıldırım’ın.

Kitapların kendi kurgusu örümcek ağı gibi olduğundan kendi içimde, zihnimde yerli yerine oturtup sorularıma cevap ararken diğer kitaplarla bağlantı kurma aşaması daha cılız kalıyor. Ama yine de Unutma Dersleri‘yle benzettiğim birkaç yer yok değil.

  • Saklı Bahçeler Haritası‘nda da düğümü çözen travmalar oluyor. Tarzına alıştığım için mi bilmem bu kitapta düğümler daha kolay çözülüyor, tahminler daha bir isabetli oluyor.
  • Feribe’nin kendine koyduğu unutma sınırı sürülen ojelerin kendiliğinden yok olmasıyken bu kitapta da kadınsal bir referans noktası buluyoruz. Uzatılmaya bekleyen saçlar…
  • İnsanlık hali ve bir roman öğesi olarak şüphe bu kitapta da en yakınlara sıçrıyor. “Sırdaş” olarak anlatılan kişileri “şüpheli” konumuna getiriyoruz yine. Neyse ki yersiz çıkan şüpheyle bir “oh!” çekiyoruz. Kendimize ve dostlarımıza pay çıkarttığımızdan olsa gerek.
  • İnsan söz konusu olduğundan psikolojiyi ayrı tutmak mümkün değil. Bir psikologdan yardım alındı mı bilinmez ama çok fazla psikolojik öğe barındırıyor roman. Disosiyatif füg, travma sonrası stres bozukluğu, disosiyatif kişilik bozukluğu… Keşke lisans eğitiminde teori işlerken bu kitapları da pratikteki izdüşümü olarak okuyabilseydik, diye geçmedi değil aklımdan.
  • İnsanı irrite eden, yakasından düşsün diye beklediğimiz yılışık karakterler her iki romanda da bariz şekilde var.

Daha bir sürü şey belki de… Benim yakaladıklarım bunlar.

Belki bir yerlerde kitapta geçen müziklerin listesi yapılmıştır. Yine okunacaklar, araştırılacaklar, dinlenecekler not ediliyor boş bırakılan son sayfalara.

Arka kapakta da yazıldığı gibi yarım kalmışlara, kaybolmuşlara, hayattan ne istediğini unutmuşlara, çıkış aramaktan yorulmuşlara eşsiz bir harita…

Her kitap hayal dünyasına harekete geçirir elbette buna ek olarak Nermin Yıldırım’ınkiler hayal dünyasını, muhakeme yetisini, karar mekanizmalarını zorlarken kişiliğimizin birer parçası olarak gördüğümüz kalıplaşmış birçok inancımızı bir kez daha sorgulatıyor. Zoru sevenler kaçırmasın derim. Mürekkebin bitmesin Nermin Yıldırım!

Saklı Bahçeler Haritası

Nermin Yıldırım

Doğan Kitap