Yıl 1914, yer Çanakkale Biga? Çakır Ağa?nın konağı birbirinden farklı hayat ve kaderlere sahip insanlara ev sahipliği yapmaktadır. Babaanne Hacı Nine, anne Fatma, dayı Cemal, amca Hasan ve kızlarımız Şahika ile Feraye?  Memleketin harp ile sınandığı bu yıllarda bu küçük konaktan yıllar sonra dağılan hayatların hikâyeleri çıkacaktır. Cemal evlerinde hizmetkâr Gülfem?e gönlünü kaptıracak, Hasan İstanbul?da bir randevu evinde çalışan Dilber?in koynundan çıkamayacaktır. Hacı Nine gelini Fatma?ya erkek doğuramadığından ?ocağı küllü? diye eziyet edecek, Şahika?yı okuldan alacak, kızlarını sevmedikleri adamlarla evlendirecektir. Şahika komşuları Mukaddes?ten feyzalarak Çanakkale Savaşı?nda cephede hemşirelik yapmaya gidecek, Çakır Ağa birden bir kızından yoksun kalacaktır. Kızı savaştan döndükten sonra da onu hiç tanımadığı bir Arap?a verip aslında iki kızının kaderini birden yazacaktır.

Yani anlayacağınız, Şahika ve Feraye?nin hikâyesi hüzünle okutacak kendini. Anlık verilen kararların nelere mal olabileceğini, kader denilen şeyin ne derece zalim olabileceğini gösterecek.

?Abla.?

?Efendim.?

?Biliyor musun??

?Neyi??

?Senin kaderin benimkini de yazmış.?

Kitabın özeti işte böyle aslında. Ablanın kaderi kız kardeşinin kaderini baştan ve değiştirilemez bir şekilde yazıveriyor ve kimse bu kaderin dışına çıkamıyor.

Sinan Akyüz, İncir Kuşları?ndan sonra yine tarihi nitelikli çok güzel bir kitap çıkarmış ortaya. Çanakkale Savaşı?nı ve memleketin o yıllardaki halini çok başarılı bir şekilde anlatmış. Akıcı dili ve diyalogları sayesinde sıkılmadan okuyup bitirebileceğiniz bir kitap olmuş. Şimdiden iyi okumalar?

Şahika ve Feraye

Sinan Akyüz

Alfa Yayınları