Son zamanlarda Susanna Tamaro?ya ait kitapları okuyorum. İlk iki kitabındaki, emeklilik dönemini yaşayan karakterlerinden sonra farklı yaştaki karakterleri nasıl anlattığını bayağı merak ettim. Ne yalan söyleyeyim, dört kısa öyküden oluşan bu kitabındaki karakterlerden ve olaylardan etkilenmemek işten değil.

Luisito: Bir Sevgi Öyküsü kitabındaki gibi, gazete ve medyadaki olaylardan esinlenerek yazdığı bu dört kısa öykü insanın kanını donduruyor. Sanıyorum ki bir Avrupalı yazar olarak bu öyküleri, 1. dünya ülkeleri insanlarına, madalyonun diğer tarafından baktırabilmeyi arzu ederek yazmış. Tabii bunlar benim çıkarımlarım. Kendisine sorsak kitabı yazma niyetini muhtemelen yüzlerce motivasyon ile açıklar.

Öykülerin içeriğine bakacak olursak, dördü de okuru üzüntü, acıma ve belki de dünyayı bir kez daha yalın bir ifade ile görmeyi sağlayan duygulara sürüklüyor. Öykülerde hem çarpıcı hem de beklenen sonlar bir arada bulunmakta. Bu da kitabı daha heyecanlı hale getiriyor. Eğer bir kitaba, kısa zaman aralıkları ayırarak ilgi göstermeyi düşünüyorsanız, bu kitabı öneririm. Zira her biri kısa soluklu ve çok zaman almayan öyküler. Başkalarının hayatlarını medyadan duymak yerine bir de onların dilinen dinlemek sizi sarsabilir. Göçmenleri, fakirleri, başka dünyaların insanlarını bir de ?o taraf?tan görmek istiyorsanız bu kısa deneyimlere davetlisiniz.

Rüzgâr Ne Diyor

Susanna Tamaro

Çeviren: Eren Yücesan Cendey

Can Yayınları