Tarihi hikâye etmeye çalışan metinler, çoğu zaman didaktik üslubun gölgesinde kalıp solarlar. Eğer bu hikâyenin konusu, Roma İmparatorluğu gibi, tarihi bin yıllara yayılan bir medeniyetin başkentini betimlemeyi amaç ediniyorsa, yazarın isim ve tarih karmaşasından oluşan aşılmaz engellerin tuzağına düşmesi neredeyse kaçınılmaz bir kadere dönüşür.

Ebedi Şehir Roma, yazılı ve geleneksel anlatılar bütününde, söylence ile gerçeğin harmanlandığı, sınırların silikleştiği, çerçevesi olmayan kalabalık bir külliyata sahiptir. Tarihçi Jona Lendering, Roma?nın anatomisini gözler önüne serdiği kitabında, şehrin devingen mimarisini en az onun kadar devingen ve çalkantılı siyasi yaşamıyla paralel anlatmayı, sıkıcı olmadan başarıyor. Kentin görünür yüzünü oluşturan mimari unsurları ve Mare Nostrum?um dört bir yanından derlenen sanat eserlerini, teknik ayrıntılara girmeden akıcı bir üslupla tarihseverlerin beğenisine sunuyor.

Anlatılan dönem ve eserlerin çağdaşı ve yaşananlara tanıklık etmiş olan şair, politikacı, tarihçi, filozof ve yöneticilerin kaydettiği izlenimleri, metnin içine aktüel bir belgeselin canlı tanıklarının anlatımlarıymış gibi yerleştiriyor. Yıkık dökük duvar kalıntıları, eksik kaldırım taşları, rölyefleri aşınmış zafer takları, sütun tamburları devrilmiş, unutulmuş tanrı ve tanrıçaların tapınakları, anıtsal kamu binaları nasıl ve hangi koşullar altında inşa edildiler; tüm bunlar olurken sıradan halk nasıl yaşıyor, seçkinler sınıfı hangi entrikaları kurguluyordu, merak ediyor musunuz? Yanıtınız evet ise Roma, Mermer Şehir size altın tepside sunulmuş unutulmaz bir tarih ziyafeti olacak. Burak Şengir?in başarılı çevirisinin, bu ziyafetin üzerine serpilmiş, övgüyü hak eden aromatik bir sos olduğunu belirtmemek ise bunca sözün sonunda alınan tada gösterilen bir vefasızlık örneği olacaktır.

Roma, Mermer Şehir

Jona Lendering

Çeviren: Burak Şengir

Kitap Yayınevi