2 gün önce bir kitaba başladım ve bitirdim; POZİTİF YÖNETİM : İş yerinde Keyifli Ortam Yaratmak konulu.Kitabı adeta yedim yuttum diyebiliriz.

Sebebi ise , kitabın konusunun uzmanlaşmak istediğim alan olması.

Kitap, İdil Türkmenoğlu tarafından kaleme alınmış.Bu kitabı okuyana kadar İdil Türkmenoğlu?nu tanımıyordum fakat şimdi onu tanımanın mutluluğunu yaşıyorum desem abartmış mı olurum bilmiyorum.Kendisine ait detaylı bilgiyi buradan bulabilirsiniz.

?Herkes İnsan Kaynakları Yöneticisidir.? cümlesi ile başladı kitap ve bitirdikten sonra aslında tüm kitap bu cümle ile özetlenebilir diye düşündüm.Çünkü İnsan Kaynakları Yöneticisi?nin sadece işe alım süreci, performans değerlendirme, memnuniyet testleri, klasik yılbaşı,bayram veya doğum günü kutlamaları yapan birisi olmaması gerektiğini çok güzel bir şekilde, örnekler sunarak ve kitap önerilerinde bulunarak anlatmış İdil Hanım.

Öncelikle şu bir gerçek ki ?Yönetim tarzımızı seçmek en önemli kararlarımızdan biridir.? Neden mi ? Çünkü bu karar şirketteki bir çok şeyi etkileyecektir.Eğer siz disiplinli, eğlenmeyi bilmeyen & istemeyen sadece iş odaklı bir yönetim tarzını benimserseniz işler pek de iyiye gitmeyebilir…

Peki neler yapabiliriz ?

İş yerinde pozitif bir ortam yaratmanın yolu aslında biraz ruhumuzdaki düşünceleri serbest bırakmaktan geçiyor.

Diyelim ki çalışanlarınızın doğum günlerinde özel hediyeler armağan ediyorsunuz ama bunlar klasik yöntemler.O zaman klasiğin dışına çıkın diyor İdil Türkmenoğlu.Örneğin, düşündüm ki ben olsam kendi ellerimle kek yapabilirim sevgili iş arkadaşıma  Kışınsa atkı örerim falan  Ya da çalışanları akşamdan kimin doğum günü varsa ertesi güne, onun iş mailine doğum günü maili atsınlar diye örgütleyebilirsiniz ve doğum günü insanı, sabah maillerine baktığı zaman güne muhteşem başlayacaktır buna eminim  Düşünsenize bi !

Tabi ki, keyifli ortam yaratamak sadece iyi niyetli bir kaç motivasyon aktivitesi değildir.Bu yeni bir kültür yaratmayı gerektirir diyor yazar.Doğru da diyor valla.

Hani bir adayın kurum kültürüne uygun olup olmadığını test eder ya İK yöneticileri mülakatlarda.İşte ben bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum.Yeni bir çalışan çok iyidir alanında fakat kurumun heyecanlarına kendini kaptıramıyorsa bir türlü, kendini ait hissedemiyorsa oraya zorlanır diye düşünüyorum.

Bu yüzden İnsan Kaynakları yöneticisinin herkese uygun bir kültür yaratması gerekmektedir ki su aksın yolunu bulsun.

Bir mesele daha var tabii.Y kuşağı gerçeği var artık.Y kuşağı iş olsun diye iş yapmak istemiyor artık.Yaptığı işte anlam arıyor.Mutlu gitmek istiyor işine.Her gün kendisine bir şeyler katmak istiyorsa ve hatta katamadığını anladığı an başka iş başvuruları yapıp belki de mutluluğu başka şirketlerde arıyor.O yüzden Y kuşağını tanıyan bilen benimseyen yöneticilere ihtiyacımız var !

Ve bir başka önemli konu da ailelerin iş yerlerine dahil edilmesi konusu.Sonuçta çalışanlar hayatlarının çoğunu iş yerlerinde geçiriyor.Bazen neden bu kadar yoğun olduğunu ya da işlerin bir türlü bitmediğini ailesine çocuklarına anlatmak da zorlanıyor.O zaman onları işimize dahil edebiliriz.Nasıl mı?

Düşündüm ki, anneler gününde annelerimiz öğle arasında ofise gelsinler.Hep beraber çay içip sohbet edip kaynaşalım.

23 Nisan?da çocuklarımız gelsin bizim koltuklarımıza otursun.Bilgisayarlarımızda oyun oynasınlar.

Hayvanları koruma gününde kedimiz klavyeyi kıskanıp elimizi cırmalasa bile ofise getirip onun bizimle iş yerinde vakit geçirmesini sağlayalım.Yani çalışanlara bu haklar verilsin.

Mesela bir kaç örnek vereyim yazarın bahsetmiş olduğu;

Pegasus?ta yeni uçaklara çalışanların yenidoğan kız çocuklarının adları veriliyor.

Bazı şirketlerde ofisin duvarlarını çalışanların çocuklarının yaptığı resimler süslüyor.

Boyner, çalışanlara sektörle ilgili bilgileri öğretmek için Metin Uca?nın sunumu ile bilgi yarışması düzenliyor.

Borusan Telekom, işin mutfağındaki çalışanlarını kendi reklam filmlerinde oynatarak ekiplerin projelerini daha çok sahiplenmesini sağlıyor.

Örneklerden görüleceği gibi çalışanlar yaptıkları işin her parçasında yer aldıklarında ve bunu sadece bireysel olarak değil; ailesi ile, çocuğu ile, beslediği hayvanı ya da masasında duran saksı içindeki çiçeği ile olduğunda mutlu oluyor.İş yerinde pozitif bir ortam sağlanmış oluyor.

Bana göre ,bunların tümü aslında insanı tanımaktan geçiyor.İnsan tek başına monoton yaşayan bir varlık değil. İnsan?ı ve insanlığı tanıdığımızda aslında her şey çok daha güzel !

Unutmadan Google?ın işyerini incelemenizi öneriyorum sevgili anonim okuyucum.

Ayrıca İdil Türkmenoğlu?nun bir sonraki kitabını dört gözle bekliyorum ve okumak için yine, sabırsızlanıyorum.

Kitap yorumunu yayınlama izni için Merve Karabağlı’ya (http://mervekarabagli.com/birisi-is-yerinde-mutlu-olmaktan-mi-bahsetti) teşekkür ederiz.

Pozitif Yönetim-İş Yerinde Keyifli Ortam Yaratmak

İdil Türkmenoğlu

Elma Yayınevi