1997 yılında aramızdan ayrılan Nazif Evren, İzmir Öğretmen Okulundan sonra sekiz yıl Akhisar Gazi İlkokulu öğretmenliği sonrasında Gazi Eğitim Enstitüsü Pedagoji bölümünü tamamladıktan sonra bir süre müfettişlik yapar ve ardından 7 yıl süren Köy Enstitüsü yolculuğunda eğitmen grup şefliği, eğitim başılığı, meslek dersleri öğretmenliği, ve en sonunda da Dicle Köy Enstitüsü kurucu müdürlüğü yaptıktan sonra dönemin değişen siyasi iktidarlarına uyum sağlayamadığı için sürgünden sürgüne gezerek meslek hayatını tamamlar…

Neredeyse tüm Anadolu‘nun okulsuz ve öğretmensiz olduğu gerçeği göz önüne alınarak, dönemin başbakanı İsmet İnönü‘nün himayesinde, Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel tarafından İsmail Hakkı Tonguç‘un çabalarıyla köylerden ilkokul mezunu çocukların bu okullarda yetiştirildikten sonra yeniden köylere giderek öğretmen olarak çalışmaları düşüncesiyle kurulan Köy Enstitülerinin; canla başla çalışarak tuğlasından kiremidine, yatağından yastığına, ekmeği pişirecek fırından hamamına, elektrik üretimlerine kadar her şeyi kendi elleri ile yapan bir neslin dahil olduğu kalkınma hareketini kaçımız biliyoruz.

Savaşlar ve Cumhuriyetin sancılı günleriyle geçen çocukluğun ardından sürekli mücadele, yokluk ve bununla beraber birlik bilinci ile geçen üretim ve gelişim dolu yıllarda Nazif Evren’in, dönemin öğretmen ve öğrencilerinin yaptıklarını görünce içim coşkuyla doldu, gülümsedim, gurur duydum, hüzünlendim…

Dicle Köy Enstitüsünün kuruluşunu ve gelişimini sağlayan Nazif Evren’in, ekibi ve öğrencilerinin yaptıklarını okuyunca inanamayacaksınız. Bu tüm yapılanları hiçe sayarak dönemin değişen iktidarının nasıl bu enstitüleri yok saydığını ve karalama kampanyalarıyla kapatılmalarına şahit olacaksınız.

Köy enstitülerinden mezun olan öğrencilerden yazarlar, düşünürler, profesörler ve binlerce öğretmen doğduğunu Sayın Nazif Evren anlatmış bizlere.

Yıllar sonra yaptığı gezilerde gerek kendi köyü, gerek görev aldığı okullarda gördüğü gelişim (!) ve yozlaşma karşısındaki üzüntüsünü yaşıyorsunuz kendisiyle.

Ve yoklukları çoğaltmak istemediği için de daha fazla detay vermek istemiyor hem köyü hem Köy Enstitüleri için…

Kendi arşivinden fotoğraflarla birlikte, üst makamlardan ve öğrencilerinden gelen mektuplarla da zenginleştirilmiş bu dönem kitabını lütfen okuyunuz, okutunuz…

Bu kitabı ve ortak bir hedef olduğunda en küçük çocuğundan en yaşlı insanına kadar nasıl birlikte hareket edildiğini, güçlükler karşısında daima çözüm bulunabildiğini çevrenize anlatınız…

Sayın Nazif Evren’i saygıyla anarken Köy Enstitüleri Marşını da paylaşmadan geçemeyeceğim.

Köy Enstitüleri Marşı

Sürer, eker, biçeriz güvenip ötesine.

Milletin her kazancı, milletin kesesine.

Toplandık baş çiftçinin Atatürk’ün sesine

Toprakla savaş için ziraat cephesine.

 

Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz.

Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.

 

İnsanı insan eden, ilkin bu soy, bu toprak

En yeni aletlerle, en içten çalışarak,

Türk için, yine yakın dünyaya örnek olmak,

Kafa dinç, el nasırlı, gönül rahat, alın ak.

 

Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz.

Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.

 

Kuracağız öz yurtta dirliği, düzenliği.

Yıkıyor engelleri ulus egemenliği.

Görsün köyler bolluğu, rahatlığı, şenliği.

Bizimdir o yenilmek bilmeyen Türk benliği.

 

Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz.

Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz

 

Poyraz Köyünden Köy Enstitülerine: Kekik Kokulu Yıllar

Nazif Evren

İnova Kitapları