Portobello Cadısı, Athena adlı genç bir kadının, varlığının anlamını keşfetme serüvenini anlatıyor. Coelho?nun bütün romanlarında karşımıza çıkan mistik, okura sık sık ?es? verdiren anlatım ve kitabın dışına taşan cümleler, varoluşun sırrını arayanlara perdeleri aralıyor.

Athena, yaşamı boyunca hissettiği ama bir türlü anlamlandıramadığı, dolayısıyla da değerlendiremediği olağanüstü yeteneklerini çözmeye çalışırken değişik coğrafyalarda savrulur. Bir yandan da ruhani bir yolculukta benliğini keşfetmeye çalışır. Ancak içindeki boşluğu doldurmaya ne çocuk doğurmak, ne öz annesini bulmak ne de iş hayatındaki başarılar yeter. Hayata bir türlü ayak uyduramaz. Transilvanya yolculuğunda tesadüfen tanıştığı İskoçyalı bir kadının rehberliğinde, sıradışı yeteneklerini kullanmaya, insanlara tinsel kavrayış gücü dağıtmaya, bedenle ruh arasındaki ilişkiyi güçlendirmenin ve evrenle bütünleşmenin yollarını öğretmeye başlar. Bu, onun hayatını bir yandan anlamlandırırken öte yandan erken ölümüne giden yolu açar. 

Telaşlanmayın! Romanın sonunu söylemedim. Athena?nın ölü olduğunu okura en baştan bildirmiş Coelho. Okur, başkahramanla hiç yüz yüze gelmeden, yakın çevresindekilerin anlattıklarını birleştirerek bulmaca çözer gibi bütüne varmaya çalışıyor. Bir insanın kim olduğunu anlamanın en iyi yolunun başkaları tarafından nasıl algılanması sonucuna ulaşıyoruz.

Romandan bir alıntı ile bitirelim: Anlatıcılardan Gazeteci Hron Ryan, ?Bedenimiz sağ kalır, ama ruhumuz ergeç ölümcül darbeyi yer. En kusursuz cinayet budur: yaşama sevincimizi kimlerin öldürdüğünü, bunu hangi güdüyle yaptıklarını, suçluları nerede bulacağımızı bilemeyiz? der.

Portobello Cadısı

Paulo Coelho

Çeviren: Celal Üster

Can Yayınları