Gün gelir, insan büyür.

Bir çocuğa anne, baba olur.

Yaşayamadıklarının, gerçekleştirmeyi başaramadığı düşlerinin içini acıtan kırık dökük parçalarıyla öyle kalıverir hayatına giren küçük insanla.

Dünyaya gelen bebeğin önünde iki yol vardır, seçme hakkının olmadığı iki ayrı yol.

Ya özgür bırakılıp yaşamını kendi başına inşa edecek, ya da ebeveyninin tamamlayamadığı düşlerinin oyuncağı olup, korkunç bir lanet gibi sırtına bindirilen bu yükün altında ezilip gidecektir.

Elfriede Jelinek, ikinci seçeneğin dayatıldığı büyümüş olan bir çocuğu, insanın kalbine dokunacak şekilde anlatıyor Piyanist?te.

Artık yetişkin hatta geçkince, ancak hâlâ annesinin düşlerini gerçekleştirmek için çabalayan ve kendi hayatını hiç yaşamamış, yorgun bir kadın Erika Kohut. Ruhsal ve bedensel ihtiyaçları, arzuları hiçbir zaman tatmin edilmemiş, annesininkiyle özdeşleşmiş olan tek beklentisi de akim kalmış bir piyano öğretmeni. Oysa iyi bir virtüöz olup annesini mutlu edebilirdi, budanmış olan benliğinin tek mutluluk kaynağı olan annesini.

Viyana?nın barok dekorunda, her bir tuş dokunuşunda duygularını ve yaşamını dile getirmeye çalışıyor Erika. Yaşayamadıklarını, öğrencilerine ve bedenine karşı davranışlarıyla dışa vuruyor. Bedenine keskin cisimlerle zarar verirken, öğrencilerini acıtıcı söz ve tavırlarıyla incitiyor, hatta biçiyor. Evinin kuytusunda tenini kanatıp mazoşizmin sınırlarından öteye geçerken, işindeki katı tutumuyla sadist davranışlar sergilediği öğrenciler, haz objesine dönüşüyor.

Ancak hiçbir düzen sonsuza dek sürmez, birinin durağanlığını bir başkası gelip bulandırır vakti gelince. Erika Kohut?un alışılageldik yaşam örüntüsü de Walter Klemmer adlı genç bir erkek tarafından yerle bir ediliyor. İlgi duyduğu bu genç adam biraz da narsist kişiliğinin getirdiği tepkisellikle incitilmeyi incitmeye dönüştürüyor.

Arzuları küllerin arasından alevlenecek iken, narsist ve öfkeli Walter tarafından boğulan piyano öğretmeni, içine düştüğü durumdan şaşkın ve annesine ölümcül düzeyde öfkeli bir hâlde karanlıklar içine gömülüyor.

Duyguların, müzikle ifadesini edebi anlatıma vurunca,  karmaşık, derin ve çok katmanlı bir ifade biçimi ortaya çıkıyor kitapta. Piyanist, belki deneysel bir çalışma olarak nitelendirilebilir, fakat şüphe yok ki Elfriede Jelinek yüklendiği bu görevi iyi bir biçimde yerine getiriyor. Son yıllarda spekülasyonlarla saygınlığı tartışılan Nobel Ödülü?ne 2004 yılında layık görülen yazar, insanın içindeki derinliklere cesurca dalıyor.

Piyanist

Elfriede Jelinek

Çeviren: Süheyla Kaya

Everest Yayınları