Birçok insanın hayatının şekillenmesinde sınırları belirleyen beş harflik bir kelime KORKU. Kimisi için ölüm, kimisi için topluluk önünde konuşma, kimisi için bir örümcek, kimisi için de asla gerçekleşmeyecek olan vesveseler bütünü. Öyle ya da böyle korkular insan hayatının birçok döneminde önlerinde duran, çoğu kez yakın çevrelerinin “tecrübe” aktarımı hadisesi, ama ne acı ki birçok kez sadece bir nevi endişe mirası aktarımıdır. Korkmak; adım atmamak için haklı sebeplere sahip olmak hali ve korkular insana genelde çocukluklarından itibaren aktarılıyor. Kişisel tarihime dönersem bu aktarımın en çok masallarla olduğunu fark ettim. Öyle ya da böyle bu masallar bir şekilde bizim aklımızda yer etmiş, ama esas fark ettiğim hemen hemen hiç kimse bu masalların detaylarını ve etkilerini çok da net fark etmiyor ya da hatırlamıyor. Ama akıllarında mutlaka birkaç nokta kalıyor. Birçok masal benim için en temel korku unsuru olmuştur. Mesela Pinokyo’yu biliyor musun sorusu, evet diye cevaplayanlar arasından masalın temel birkaç noktasını birkaç kişiye sorun bakalım; Pinokyo macerası nasıl başlıyor ya da nasıl bitiyor? Pinokyo ne gibi olaylarla karşılaşıyor vesaire. Birçok soru cevapsız kalacaktır.

Alacağınız cevaplar özetle Pinokyo bir kukladır. Fakir bir usta tarafından yapılmıştır, tek emeli gerçek bir çocuk olmaktır, ama çok yaramaz bir çocuktur ve yalan söyledikçe burnu uzar. Dolayısıyla ana fikri yalan söylemek kötüdür olsa gerek. Öyle ki maceranın nasıl başladığını bilen var mı? Geppetto Usta’ya, Pinokyo’nun yapıldığı odunu kim vermiş mesela?

İnsana dönüşmeyi hayal eden, odundan yontularak yapılmış bir kukla nasıl akla gelmiş. Bir gün katıldığım bir seminerde bir yazar bu eser ile ilgili olarak yetişkinlerin okuması gerektiğini vurguladı. Yakın bir gelecekte de bir bilgi yarışmasında Pinokyo masalının orijinal sonu sorulup cevabın Pinokyo’nun asılarak öldürülmesi olduğunu da görünce, içten içe bu masalı yeniden okumalıyım hissiyatı belirdi.

Benim Pinokyo denince hatırladığım en önemli olumsuzluk çok yaramaz oluşu ve babasını sürekli hayal kırıklığına uğratmasıydı.  Kitabı almaya gittiğimde farklı versiyonlarıyla karşılaştım. Aşina olduğum son olduğunu tahmin ettiğim bir versiyonu aldım ve okumaya başladım. Daha ilk kısımlarda okuduğum satırlar beni gerçekten etkiledi, keşke yazarı ile tanışma şansımız olsaydı ve sorabilseydim.

Mesela siz Pinokyo’nun altınlarını çalmak isteyen kedinin patisini kopardığını biliyor muydunuz ve bunun üzerine kedi ve arkadaşı tilkinin onu ağaca asıp öldürerek altınlarını alma teşebbüsü şeklinde devam eden bir öykü, arada Pinokyo yalan söylüyor, burnu uzuyor filan, ama onun dışında yaşananlar, bu burun uzaması hadisesi yanında adeta minicik bir detay. Serüven oldukça sürükleyici, bir o kadar da korkunç geldi bana. Bu detayları hatırlamıyor olmam acaba bilinçaltımın da unuttuğu anlamına mı geliyor bilinmez, lakin korkuların tamamını masallara bağlamak da haksızlık olur.

Pinokyo

Carlo Collodi