Perilere bir tek çocuklar mı inanır? Ya şairler, ressamlar, besteciler, yazarlar, âşıklar? Peki günden güne insan olmayı unutanlar?

Ercan Kesal elimizden tutup bizi Avanos’taki çocukluğuna götürüyor önce. Elinde peri gazozu, gözümüzde alabildiğine bozkır… Ah ne hikâyeler öğütür bağrında o bozkır, toprağına, buğdayına ekmeğine, suyuna ne acılar karışır… Buruktur bu yüzden biraz, mahzun, yaralı… O kadar acıyı iç edip susmak kolay mı? İşte bozkırın sustuklarını anlatmış bize Ercan Kesal, o güzel diliyle. Çocukluğuyla, gençliğiyle, hekimliğiyle harmanlamış; Kızılırmak’ın suyu, Avanos’un buğdayıyla besleyip sunmuş öykülerini. Unuttuklarımızı, unutamadıklarımızı da hatırlatmış bir bir. İnsan olduğumuzu unutmayalım diye.

Babası gazozcu Mevlüt’ün “Peri” gazozları ilham perileri olan bir çocuk, kitap okumaya meraklı bir genç, yaralara derman olan bir hekim, bir de uçsuz bucaksız bozkırın insanları. İnsanlarımız. Acıları, acılarımız olacak okudukça. Okudukça daha çok insan olacağız.

Peri Gazozu

Ercan Kesal

İletişim Yayınları