?Dans edelim, ister misiniz?? dedi. ?Savaştan sonra herkes dans ediyordu. O zaman ufacıktım ben, anımsıyorum. Öbür insanlardan daha kurnaz olalım. Savaştan önce dans edelim. Sonra hiç olmazsa pişmanlık çekmeyiz.?

Yaklaşan bir dünya savaşı ve Paris. Politikacısı, sanatçısı, işçisi, zengini, fakiri ile bütün hayatlar. Bir yandan yaklaşan ve dünyayı yavaş yavaş saran savaş çığlıkları, diğer yandan kendi ülkesinde iktidar mücadelesi veren sınıflar ve sınıf temsilcileri ve de sıradan insanlar…

Büyük romanlar ve romancılar yaşadıkları dönemi ve o dönemin sorunlarını anlatmakla kalmayıp geleceği de aydınlatmaya devam ediyorlar. Tarih sadece tarih kitaplarından öğrenilmiyor. Olaylar, tarihler, savaşlar ve kahramanlar tarihi anlatmaya ve anlamaya yetmiyor. Tarihi anlamak içim o dönemlere ait sanat eserlerine de bakmak gerekiyor. Sağlıklı bir tarih bilinci ancak böyle oluşturulabilir.

?Savaş sırasında insanları çok kazıkladılar. Kafalarını yanlış şeylerle doldurdular. Belki de hiç bu savaştaki kadar kazık atılmamıştır insanlara.?

Savaş en çok yalanın üretildiği dönemdir. Yoksa binlerce insanı vatanlarından koparıp hiç tanımadığı başka insanların yurduna ölmeye ve öldürmeye götürmeyi nasıl başarabilirsiniz. İşte bunu başarmak için büyük yalanlara ve propagandaya ihtiyaç var. Hatta çoğu zaman yaratılan bir iç karışıklığa…

Günümüzde yaşananlara çok benziyor, romanda anlatılanlar. Hem anlattığı dönem hem de tarihe ışık tutması ile gerçekçi kurgulanmış ve belgesel bir roman. Savaş nasıl başlatılıyor? Savaş başlamadan önce kimler hangi beklentiler içine giriyor? Toplumun çeşitli sınıfları nasıl kullanılıyor? İnsanlar savaşa mecbur kaldıklarına nasıl ikna ediliyor? Tüm bu soruları ve savaşın her yönü ile anlatımını buluyorsunuz Paris Düşerken?de. Kapıdaki savaşı sıradan insanlara kadar inen bir algı sunuyor bize roman. İster istemez sizi bu güne getiriyor. Bu günlerde Ortadoğu?da süren iç savaş ve dış müdahalelere.

Bugün geçmişte gizli. Geçmişin olaylarını ve insanlık durumlarını, sınıf çatışmalarını bilmek bugünü anlamak için çok önemli. Savaş isteyen insanlar, sınıflar geçmişte de vardı, bugünde varlar. Barış isteyen, daha güzel bir dünya isteyenler de yaşamaya, var olmaya devam ediyorlar. İnsanlık tarihi bu iki insan grubunun çatışmasını sürdürüyor. Bu savaş daha insancıl sınıflar tarafından sonlandırılıncaya kadar da savaşlar bitmeyecek gibi görünüyor. İnsanlık bir süre daha bu yalanlara, ikiyüzlü sınıflara ve onların temsilcilerine kanacak gibi görünüyor. Bu büyük yalanlar ancak biz inanmadığımızda son bulabilir. İnsanlık geçmişte olduğu gibi bu günde umudunu sürdürüyor ve barış için olan çabasına devam ediyor. Sanırım gerçek barış daha yeni daha güzel bir dünyayı kurmakla mümkün. Bu da tarihi daha doğru ve gerçekçi öğrenmekten geçiyor.    İlya Ehrenbug bu bilinçlenmenin önemli bir parçası ve çağımızın önemli bir aydınlatıcısı. Yeni yüzyıla yeni savaşlarla girdiğimiz bu günlerde, bu savaşın hiç bitmediğini, geçmişten geleceğe sürdüğünü hissettiriyor. Bunu yaparken insanı, unutmadan, yaşayan, savaşan, umut eden, umutsuzluğa düşen, âşık olan, öldüren, ölen insanların gözü ile anlatıyor. Yani bizlerin gözünden, bilincinden dünyaya bakıyor.

Hiç bitmeyen bir savaşın esiri insanlık. Hiç bitmeyen bir savaşın anlatımı tarih. Biz ne kadar uzak durduğumuzu düşünsek de, bize etkisi olmaz desek de, savaş tüm insanlığı etkilemeye devam ediyor. Evimize giren ekmek bu savaşın bir parçası çünkü. Yaşamımızın her anı savaşın içinde geçiyor. Daha çok uzun yol var barışa, daha çok savaş…

Paris Düşerken

İlya Ehrenburg

Çeviren: Attilâ Tokatlı

Evrensel Basım Yayın