Betimleyici bir üslupla yazılan kitaba başlarken aklımda tek soru: Öykü kim? Kitap bittikten sonra da aynı soruyu sormaya devam ettim kendime. Bir kelime bulmaya çalışan şairin hikayesi olması gerekirken bambaşka noktalara ilerliyor.

Gerçekdışılık yakalıyor insanı, zamansızlıkla birlikte tempoyu, adrenalini hissedebiliyorsunuz.

İlk bölümde kahramanımız ve yaşlı adam var. Kitabı okurken şöyle dedim kendime: ‘’Gerçeklikle kendi kafasındaki düşünceler arasında gidip geliyor’’ .

Kitapta tek bir kahraman mı var anlamaya çalıştım ilk başta. İlerledikçe öyle olmadığını anladım. İkinci bölümde öldürülen kadın konuşuyor mesela… Sonradan anlıyorum ki görevde olan belediye başkanı için çalışıyormuş meğer, başkan tekrar seçimlere hazırlanıyor.

Her bölüm farklı bir hikaye. Birbirinden bağımsızmış gibi. Daha sonra bağlantı kuruyorum hikayeler arasında, sonra onu kaybediyorum, sonra tekrar yakalıyorum.

Kitabın bir noktasında karakterimiz kapı kapı gezip Öykü’ yü arıyor. Aslında hiç vazgeçmiyor onu aramaktan.

Dördüncü bölümde ise yazar konuşuyor. Benimle, seninle. Yani okuyucuyla. Sıradışı bir kitap, kesinlikle. Yaşayan bir kitap. Zamandan bağımsız olduğu hissini uyandırdı bende. Gerçekliği algılamakta zorlanıyorum, aklım kendiliğinden hikayeyi şekillendirmeye başlıyor. Bazı noktalarda yazar öngörülü davranıyor ve aklımdan geçenleri okuyor. Bir olay öyküsü, sıralama oluşturmaya çalıştıkça yazar yeni bir ‘’ varlık’’ çıkarıyor karşıma.

Kahramanımız Celal Salik ile konuşup Öykü’ yü nasıl bulabileceğimi biliyor musun, diye sorduğu sahne zihnimde ayrı bir yer etti benim. Celal Salik’in çalışma masasının kitabın ilerleyen sayfalarında yazarın masası olduğunu anladığımda bir başka şaşkınlık yaşadım.

Onuncu bölümde konuşan Emniyet çalışanı karakteri en sevdiğim karakter oldu benim. Robot resim çiziyor. Benim işim yüzleri okumak, diyor.

Yazar, şöyle diyor: ‘’ İyimser bir içgörüyle, zihnimin sancılarını birbirinden kopuk, bağımsız hikayelere aktarabileceğimi sandım, böylece bu romanın kıskacından sıyrılabilecektim.’’

Yarım kalması, bitmesinden daha kesin bir sondur, katılıyorum.

Ölümsüz Hüzünler Kitabı

Tekin Budakoğlu

Alakarga Yayıncılık