Yirmi yıl önce işlenen, daha doğrusu işlenildiği düşünülen bir cinayetle başlıyor Ölüm Oyunu. Kendisinden oldukça küçük karısını delilerce kıskanan ve aldatıldığını düşünen zengin Hayri Bey, onun başkasına yar olduğunu görmektense öldürmeyi tercih ediyor. Bir gece kendisi ve yüzme bilmeyen karısı Ayça içindeyken arabayı denize sürüyor. Kendisi yüzme bildiği için kurtuluyor, ama Ayça’nın cesedine ulaşılamıyor. Ta ki yirmi yıl sonrasına kadar…

Yirmi yıl sonra Ayça’dan mektup alan Hayri Bey, ünlü ceza avukatı Gökhan Bey’le temasa geçerken Ayça’nın gerçekten yaşayıp yaşamadığı; yaşıyorsa ne istediğini öğrenmesini ister. İlk başlarda olayın gizemi ile heveslenen Gökhan, Ayça’yı tanıdıktan ve hikâyenin aslını öğrendikten sonra girdap gibi karmaşık bir işe girdiğini anlar. Ancak aradan yirmi yıl geçmesine rağmen gençliğinden ve dişiliğinden bir şey kaybetmeyen Ayça, Gökhan’ı da yavaş yavaş etkisi altına alır. Bundan sonra olaylar gitgide içinden çıkılmaz hale gelir.

Osman Aysu edebiyatımızın önemli polisiye-gerilim yazarlarından ve çoğu kitabında heyecana biraz da aşk ve şehvet katan bir kaleme sahip. Bu yüzden de akıcı bir dili var, kısa sürede bitiriyorsunuz kitaplarını. Ölüm Oyunu da bir sonraki bölümü okumak için can attığınız bir kitap. İyi okumalar…

Ölüm Oyunu

Osman Aysu

Alfa Yayınları