“Beş yaş insanın en olgun çağıdır. Sonra çürüme başlar. Ben Alper Kamu, birkaç ay önce beş yaşına bastım. Doğum günüm yaklaşırken vaktimin büyük kısmını pencerenin önünde, dışarıdaki insanları izleyerek geçiriyorum. Hızlanarak, yavaşlayarak, türlü sesler çıkararak ve bir yerlere bakarak yaşayıp gidiyorlardı. Bir gün onlardan biri haline geleceğimi düşünmek beni hasta ediyordu. Ne yazık ki bundan kaçış yoktu. Zaman acımasızdı ve ben hızla yaşlanıyorum.”

Alper Kamu, beş yaşında fırlama bir oğlan. Tek mutluluğu artık anaokuluna gitmiyor oluşu. Biraz da alkolik. Her gün birkaç saatini divanın altında Dostoyevski, Oğuz Atay ve  Nietzsche okuyarak  geçiriyor. Klasik müzik dinliyor. Mahallenin delisi Ertan ise en yakın arkadaşlarından biri. Anlayacağınız yaşıtlarından çok farklı, “Bu nasıl çocuk ya!” dedirten bir karakter kendisi.

Gelelim hikayeye.  Alper’in memur olan babasının tayini Erzurum’a çıkmıştır. Bu habere üzülen Alper,  kafasını dağıtmaya sokağa çıkar. Gecenin karanlığında karşı komşuları Hicabi Bey’in evinden kaçan birisini görür. Merak eder, yerinde duramaz. Eve vardığında  Hicabi Bey’in cesedi ile karşılaşır. Ceset karşısında kılını bile kıpırdatmaz.  Evde mahallenin delisi Ertan da vardır.  Olay duyulur. Şüpheler Ertan’ın üzerinde yoğunlaşır ama Alper bu olayın peşini bırakmayacaktır. Delilleri toplamaya çalışır, mahalledekileri sorguya çeker. Acaba Alper katilin kim olduğunu bulabilecek midir?

Oğullar ve Rencide Ruhlar; polisiye, mizahi ve fantastik edebiyatın örneklerinden biri.  Dili de çok akıcı. Uzun zamandır böyle eğlenceli bir kitap okumamıştım. Keyifli okumalar dilerim. 🙂

Oğullar ve Rencide Ruhlar

Alper Canıgüz

İletişim Yayınları