12 Nisan 1204 tarihinde IV. Haçlı Seferi?nin mümessilleri, Konstantinopol’ün aşılmaz surlarında gedik açtılar. İstanbul, bir anda tarihte eşi benzeri görülmemiş bir yağma ve nefretin hedefi oldu. Megaralıların Byzantiumu üstüne inşa edilen Nea Roma, Ortodoks Hellen kültürüne yabancı ve ondan merhalelerce aşağıda olan Ortaçağ Katolik Avrupa kültürünün saldırısına uğradı. Yağmalandı, yakıldı, gasp edildi, tecavüze uğradı.

Kimi tarihçiler der ki II. Mehmet, İstanbul?u fethettiğinde bir çağ sona erip diğeri başladı, kanaatimce yanlış bir yorumdur bu. Gerçek anlamda Avrupalının Ortaçağı -Doğu Roma’nın belki de hiç yaşamadığı bir çağ bu- 1204?te sona erdi. Evet, o tarihte Bizans için de bir dönem sona erdi, ama bu Avrupa Ortaçağı gibi karanlık bir dönem değil, -Umberto Eco, Ortaçağ’ın karanlık olarak nitelenmesine fazlaca kızsa da Ortaçağ karanlıktı- son pırıltıları dogmatizmin perdesiyle boğulmak üzere olan Geç Antikçağ’dı.

Eco’nun kıskanılası bir imtina ve bilgi birikimiyle yazdığı Baudolino romanında adlandırdığı biçimiyle, Basileus’un Bakanı, Saygın Niketas Khoniates, birinci elden bu yağmaya şahit oldu ve 1180?den 1206?ya kadar zamanında geçen olayları hikâye etti. Bilge Umar, Alexiad‘ın önsözünde Khoniates’in ?Honazlı? anlamına geldiğini söylüyor.

Runciman’ın eşsiz Haçlı Seferleri Tarihi ciltlerinde, Umar’da, Freely’de, Doğan Kuban’ın gurur verici İstanbul mimarlık tarihi çalışmalarında ve daha pek çok yerde adı geçen Niketas Khoniates’in Historia‘sının ikinci cildinin (tam da İstanbul’un zaptını anlatan paragrafların olduğu bölüm) çevirisi 2006’da kaybettiğimiz rahmetli Prof. Dr. Işın Demirkent’e ait.

Kitabın yeni baskısı yapılmadıysa bulmak oldukça zor. Ancak tarihe, özellikle de İstanbul tarihine ilgisi olanlar için çabalamaya fazlasıyla değer.

Niketas Khoniates?in Historia?sı

Çeviren: Işın Demirkent

Dünya Yayıncılık