Bir aydan fazladır yaptığım tek şey, kitaplardan bazı bölümleri bir kâğıda geçirmek oldu. Bunlardan birini, Spinoza?dan bir alıntıyı duvarıma çiviledim: ?Yazmak istemediğini hayal ettiğinde yazmak istediğini hayal etme gücü olmuyor; ve yazmak istediğini hayal ettiğinde de yazmak istemediğini hayal etme gücü olmuyor.?

Bu kendimi bırakmışlıktan bir yolunu bulup çıkabilirdim sanırım. Bu durumun sürekli mi yoksa geçici mi olduğunu hâlâ anlayabilmiş değilim. Öyle sanıyorum ki bir süre ne yaptığımı bilmez haldeydim, kendi içimde umarsızca yalpalıyordum, ama umutsuz vaka olduğumu düşünmüyordum.

Çağdaş Amerikan edebiyatının en özgün yazarlarından biri olan Paul Auster?ın New York Üçlemesi; Cam Kent, Hayaletler ve Kilitli Oda isimli üç romanını birleştiriyor. Polisiye romanla postmodern kurmacanın harmanı olan ve kafkaesk bir üslupla örülen üçlemede yazar, okuru kilitli odalarda, geçmişte ve gelecekte, tuzaklı sokaklarda gezdirip çifte ve karanlık kişiliklerle donattığı ipuçlarını anlamlandırmayı okura bırakıyor. Kahramanlarını soyut ve somut kilitli odalara sokarak özgürlüklerini ancak oradan kaçmakla elde edebilecekleri dünyalar kuruyor. Koyuldukları kafesin sınırlarının nereye vardığını ancak kurtulunca anlayan kahramanlarına ve okuruna üzerlerindeki baskıdan kurtulma kapılarını açarak anahtarlarını da sunuyor.

Gözlediğini sandığında aslında gözlenen olmanın çelişkisini heyecanlı bir şekilde takip ediyorsunuz. Bireyin kendini hiçliğin ortasında bulup kendini bile unutabileceği bir noktaya nasıl varabildiğini yaşıyorsunuz. Gizem ve polisiye seven okurların üç öykü içeren bu kitabı ellerinden bırakmadan okuyacaklarına inanıyorum.

New York Üçlemesi

Paul Auster

Çeviren: İlknur Özdemir

Can Yayınları