Kitaplar eski zamanları anlattığı satırlarda günümüz taşıma araçlarının sağlayamadığını sağlıyor insanlara: zamanda yolculuk. Bir nebze olsun geçmişin kokusunu almak nasip oluyor mürekkep izinde. Sahte gülmelere inat, muhabbetsiz sofralara inat, yalan dolu ilişkilere inat siz de onlarla yaşıyorsunuz. Bir ney sesi eşlik ediyor yolculuk sırasında. Burnunuzun direği sızlıyor.

Hep merak etmişimdir geçmiş sadece ders çıkarmak için midir? İnsan geçmişle yaşayamaz mı acaba. Bir satırda anlatılan geçmişe bir ömre sığmayan bir özlem duyulamaz mı? Ben de isterdim babaannemin komşularından, ta ki saatlerce dedikodu yapmadan bir tatlı tebessümle konuşmak nasip olsun. Ben de çay semaverde demlensin isterdim; akşam olunca elektrikler gitmesin, kaldı ki elektrik gibi bir dert istemezdim. Bu kadar nimetinden yararlandığım dünyanın teknolojisinden yararlanmasam da olurdu. İnanmak isterdim denizin her daim mavi dalgalanacağına ve en yakın dostların hep kardeş kalacağına; kalleşliğe yer olmayacağına. Görmek isterdim bir erkekle bir kızın yalnız aile yanında bakışacağını ve böylece sevdaların hep saf kalacağını. Secdeye yatıp saatlerce kalkmayan Allah dostlarına rastlamayı isterdim. Anlatmak isterdim yaşadığım zamanda bunların kalmayacağını.

İşte ben bütün bunların hayali ile yaşayıp durayım, bu arada tüm kitapları ile beni kendi dünyam ile tanıştıran Nazan Bekiroğlu?nun Nar Ağacı kitabı çıktı. Bir tebessüm, ağırlığınca merak ve heyecan. Sonrası ise elimde Nar Ağacı kitabı ile ben elimde bir fincan çaya talim. Onun dünyası, benim dünyam ve bizim dünyamız. Biz sevdik çünkü biz kalbiyle yaşayanların zümresindeniz yine Nazan Bekiroğlu?nun deyimi ile. O elindeki birkaç fotoğraf ile zamanda yolculuğa çıktı, tabii bizi bırakır mı? Bırakmadı. Yolculuk: geçmişe, vasıta: nar ağacı, makinist Nazan Bekiroğlu. Üç dört günlüğüne de olsa beyhude uğraşlardan kalbi arındırıp hep hayal ettiğim ülkeye bir yolculuk yaptım. Kokusu egzoz dumanına karışmamış çiçeklerin kokusunu da çektim, bir çiçek kadar narin Zehra?nın utangaç halini de gördüm. Büyükhanımın dışı heybetli içi şefkatli halini yaşadım, bir de İsmail var, o askere uğurlanırken ben de ağladım. Settarhan heybetini saklamadı bizlerden ve Azam o halıları dokurken neler düşündü hep merak saldım. Ve yine döndüm dolaştım kitabın sonuna vardım.

Nar Ağacı, Nazan Bekiroğlu?nun her kitabı gibi kütüphanenizde olması gereken bir kitap, zira her an canınız sıkılabilir. Ve bu zamandan kurtulmanın tek yolu zamanda yolculuk. Geçmiş öyle çağırmasa biz böyle gelmezdik.

Nar Ağacı

Nazan Bekiroğlu

Timaş Yayınları