Geçtiğimiz aylarda Masumiyetin Ayartıcılığı adlı kitabını tanıttığım Pascal Bruckner, dilimize yeni çevrilen kitabında, iyi bir yaşamın sırrının mutluluk olup olmadığını sorguluyor.

?Acıya katlanmak yetmez, onu sevmek, hakiki bir dönüşüm kaldıracı haline getirmek gerekir.?

Her sabah çalar saatin sesiyle başlayan günü yakalama telaşı içerisinde işten eve savrulur dururuz. Kahvaltıda çayımızın yanına olumlu bir düşünceyi katık edebilmişsek o günümüz güzel ve mutlu geçer. Dünden kalan sorunları kafamızdan silip atamamışsak, üstelik bu sıkıntıları kahvaltı masasına da taşımışsak felaket? O günü kimse kurtaramaz artık.

?İnsanın başına gelebilecek en kötü olay, farkına varmadan kendi mutluluğunun yanından geçip gitmektir.?

?Mutlu olmak başkalarına karşı bir görevdir? diyen Alain?e eşlik eder Marie Curie: ?Neşeli olmak nazik bir davranıştır? . Nasılsınız sorusuna verdiğimiz cevap hep aynıdır; ? İyiyim ya sen??. İçimizde fırtınalar da kopsa gülümsemeyi âdet edinmişizdir. Başkalarına mutlu ve güçlü görünmek için harcadığımız enerji, içimizde negatif yönde ilerleyerek psikolojik sorunlara yol açmaktadır. Oysa mutlu olmak, kendimizi sevmekle başlayan uzun bir yolculuktur. Sabır ve emek isteyen, yanımıza kattığımız sevdiklerimizle çoğullaşan güzel bir yolculuk.

?Ey hayat seni seviyorum ama her gün değil.? Cerroli

İlham perisini bekleyen şair gibi mucizelerin ardına gizlendik. Müsveddesini hazırladığımız hayatı yaşamak için sıraya girdik, bekliyoruz. Hıdrellez gecesi dileklerimizi yazıp oturduğumuz yerden bunların gerçekleşmesini bekliyoruz. ?Yemek sipariş eder gibi mutluluk sipariş etme?yi alışkanlık haline getirdik. Bu mutluluk arayışı ise kendini beğenme ve parayla eşdeğer ölçüde ilerliyor.

?Bizi tenin altında güzel görünme etiği yönetiyor ve bu etiğin verdiği hafif aptal sarhoşluk, reklamlar ve ticari ürünlerle destekleniyor.?

Hayatın tekdüzeliğinden sıkılan bizler, teknolojik ürünlerin esiri olduk. Televizyonun siyah beyaz olduğu dönemlerde aile içerisinde daha kaliteli zaman geçirir ve hiç sıkılmazdık. Oysa şimdi her akşam bizleri esir alan renkli ekran ve teknolojik ürünler, bizleri çevremizden kopararak makineleştirmektedir. Cep telefonsuz bir yaşamı düşünemez hale geldik.   Kilo almadan sağlıklı yaşamı öğrenemiyor, çocuklarımızla ya da kendimizle problem yaşamadan kişisel gelişim kitaplarına başvurmuyoruz.

Gerçek lüks, kendi hayatını keşfetmek, kaderini yönetmektir.?

Mutluluk görevini eksiksiz yerine getirmeye çalışan birey, hayal kırıklığı ve acı ile karşılaştığında teselliyi kolay hazlara yönelerek arar.  Acıyı inkâr ederek sınırsız harcamalar arasında mutluluk aradık. Şan, şöhret ve gösterişi doğayla iletişim, meditasyon ve sanat eserlerine tercih ettik. Aziz Augustinius ?İtiraflar?da, umutsuzluğa düşmüş halka sıkıntıdan kurumaması için ilahiler söylemesini önerir. Mutluluğu maddesel olarak ele alan modernitenin peşinden giden bizler, ruhumuzu beslemeyi erteledik. Pembe panjurların ardına gizlenerek yaşamayı tercih ettik. Gençliğimizi sonsuz kılmak için çaba harcarken unuttuk: Belki de yazmaktan başka gerçek mutluluk yoktu.

?Bu dünya bir köprüden başka bir şey değildir. Geç üzerinden ama evini orada inşa etme.? Henn, Apocryphes

Ömür Boyu Esenlik

Pascal Bruckner

Çeviren: Birsel Uzma

Ayrıntı Yayınları