Roman, sabah 05:30’da İlhan Sacit’in ölmüş annesini gördüğü rüya ile başlar ve 24 saat içinde sona erer. Oğlunun doğum günü kutlanacaktır o gün. Bu kutlamaya davet edilen ve edilmeyenler, hayat yolu İlhan Sacit’le kesişenler anlatılır. İlhan Sacit’in boşanmaya çalıştığı karısının, baldızının, oğlunun annesi sevgilisi Renginur’un, onun akrabalarının, İlhan Sacit’in kardeşlerinin iki- iki buçuk saatlik dilimlerle hem o andaki uğraşları, düşünceleri, duyguları hem de genel olarak nasıl bir yaşam sürdükleri anlatılır. Her bir kişinin portresi çizilirken diğerleri hakkında ipuçları verilir, karşılıklı ilişkileri irdelenir.

İnsanlar arası, kadın erkek arası ilişkiler, çatışmalar, yaşanmışlıklar İnci Aral’ın üstünde durduğu en önemli izlektir. Ancak bu romanda yazar, toplumun değişik kesimlerinden gelen, farklı dünya görüşleri taşıyan karakterleri romanına alarak 12 Eylül askeri darbesi sonrası toplumsal yaşamı da derinliğine yansıtır. Darbe sonrası yükselen değerleri eleştirir, darbe öncesinin dürüst, paylaşımcı değerlerine özlemi vurgular. Hatta askeri darbenin evlilikleri, aile içi huzuru da olumsuz etkilediğini düşündürür kimi kahramanlarına.

Romanın biçemi de ilginçtir. Karakterler ayrı ayrı bölümlerde uzun uzun çizilir. Hemen hemen tüm yönleriyle anlatılır. Bu bağlamda sembolist bir yaklaşım sergilenir.  Bununla birlikte okuyucunun merakını diri tutacak ansıtmalar da vardır. Okuyucu doğum günü kutlamalarında olacaklara hazırlanır. Farklı karakterlerin ayrı ayrı, uzun uzun anlatılmasıyla seksen sonrası dönemdeki toplumsal yaşamdaki aksakları verecek yoğun bir mesaj kaygısı da gözden kaçmaz. Aynı mesaj kaygısı Buket Uzuner’in Su adlı romanında da göze çarpar. Maalesef günümüzde o kadar çok eleştirilecek olgu var ki, duyarlı yazarlarımız bunları adeta tarihe not düşmek, okuyucuların ilgisini uyandırıp, bir şeyler yapmaya teşvik etmek amacı güderler. Buket Uzuner toplumsal eleştirilerini Su romanına tam ağdıramamış, öykünün içinde yeterince eritememiştir. Oysa İnci Aral bunu nispeten daha iyi kotarmıştır.

Yazar tüm karakterleri başarı ile çizmiştir. Biri hariç. İlhan Sacit’in kardeşi Armağan,  sol görüşlüdür, ideolojisine tutkuyla bağlıdır, ancak buna rağmen eski solcu dönek kapitalist abisinin otelinde uzun süre kalması, karısı ile ilişkisinde içine kapalı biri olmasına rağmen, politikaya atılacak milletvekili adayı olacak kadar da sosyalliğe yatkındır. Her ne kadar politikaya atılması ideolojisi ile ilgili bir şeyler yapmak arzusundan kaynaklansa da Armağan karakteri tam oturmamış, biraz çelişkili kalmıştır romanda. Buna rağmen Mor romanı, seksen sonrası edebiyatımızdaki toplumsal gerçekçi yaklaşımı, başarılı anlatımı ve ustalıklı kurgusuyla kayda değer güzide yapıtlardan biridir.

Mor

İnci Aral

Epsilon Yayınevi