Gürül gürül bir ses, her daim gülen bir çehre ve iki kutsal el: Prof. Dr. Tarık Minkari. Ameliyatlarıyla çok can kurtarmış, cerrahi tekniğine katkılar yapmış bir bilim adamı. Hayatını neşeyle yoğurmasını bilmiş, dünyasını gülerek ve güldürerek anlamlandırmış sohbet erbabı. Son muhasebesinde kendini üzüntüden ve intikamdan muaf tutan, seven bir yürek…
Mizah Zekânın Zekatıdır bir söyleşi kitabı ve dikkatimi çeken kitaplardan biri. Figen Şakacı Profesör Doktor Tarık Minkari ile çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirmiş. Ben Tarık Minkari gibi başarılı olmuş kişilerin hayatının okunmasını bize örnek olması, hedefimize giden yolda ışığımız olması bakımından önemli buluyorum.
Tarık Minkari,16 Mart 1925 doğumlu.1948’de tıp fakültesinden mezun olan Tarık Minkari 1964’te profesör olmuştur. Ayrıca kendisinin pek çok anı, gezi kitabı ve makalesi vardır. Cerrahi tekniğine kişisel katkılarına da yer verilmiş bu kitapta. Değerli insan, efsane cerrah Tarık Minkari’yi 2010’da kaybettik.
Kitaptan bir kesit:
?Figen Şakacı: Tüm bu anılar gerçekten çok renkli. Siz de hayatınız boyunca hep komik şeylerin içine düşmüşsünüz ya da en trajik olanda bile komik şeyler bulmuşsunuz. Oysa doktorların hayatı hastane koridorları gibi soğuk ve fazla ciddi sanılır hep!
Tarık Minkari: O doğru. Tarifinize estağfurullah demeyeceğim çünkü doğru. Bunların dibinde sahiden güzel şeyler yatıyor. (Benim altını çizmeye başladığım cümleler ise bundan sonra başlıyor.) Evvela insanda kendine güvenin doğması lazım. İnsanda kendine güvenin doğması için mesleğini güzel yapması, sonra yeterli eğitimi, görgüsü ve birikimi olması lazım. Ayrıca o birikimi yüzüne gözüne bulaştırmadan ustalıkla kullanabilmesi gerek. Sonra konuşma ustalığı, ifade zerafeti büyük bir meziyettir.
Figen Şakacı: Bunların hepsi de bende var diyorsunuz yani…
Tarık Minkari: Tevazu içerisinde, bunların hepsi bende var dersem ayıp olur. Ama doğrusu da budur. Tabii hayatın hoş taraflarını yakalamak ve sürdürmek büyük hüner. Çok büyük hüner. O zerafeti yakalamak hünerdir. İnsan tek başına fasulye fidesi gibi yaşamıyor. Bir topluluğun içerisinde yaşıyor. Bütün hikaye, o toplum içerisinde seviyeli iyi ilişkileri sürdürmek. Bu iyi ilişkileri sürdürmenin başında hoşgörü, sabır, iyi niyet ve anlayış geliyor. Bunlar yok olursa, insan mutlaka bir yerde tökezler. Yani dost kazanmak çok kolaydır. Dostu kazandın. Önemli olan, dostluğu sürdürmek…?
Bu kitabı okuduktan sonra arkadaşıma vermiştim, arkadaşım ertesi gün okula heyecanla geliyor: ”Gülçin biliyor musun Tarık Minkari amcamın hocasıymış, o da okuyabilir mi?” diye izin istiyor. Böyle değerli insanlarla tanışmak, onların öğrencisi olmak, onlarla muhabbet etmek ne şans!

Mizah Zekânın Zekatıdır

Figen Şakacı

İş Bankası Kültür Yayınları