Seyir defterim… Zorlu yolumda bana ışık tutacak, yol gösterecek, tıpkı bir kuzey yıldızı gibiydi bende bıraktığı izler. Murat Eriç diyor, “Mimarlığın seyir defteri” diye, sonra da eklemeyi unutmuyor, mimarlığı bir denize benzettiğini… Bizler birer denizciyiz, karşımıza çıkan engellerle beraber.

Kelimeleri seçerken ince eleyip sık dokuyanlardan… Okurun hayalini öyle güzel çizgilerle dolduruyor ki adeta büyüleniyor, içinde yaşıyorsunuz… Eğer bir gün okursanız belki daha iyi anlayabileceksiniz demek istediklerimi…

Mimarlık deyip kültürü dilinden düşürmüyor bir türlü. Hep birlikte hareket ettiriyor onları, dolayısıyla da bizleri… Kavram karmaşası yaratmadan, insanın iliğine işliyor yaratıcılığın temellerini…

Nedenlerim, niçinlerim biraz fazlaydı aslında sayfalarımı çevirirken, fakat kitabı kapatıp şöyle bir düşünmeye fırsat verdiğimde kendime, hepsinin cevabını bulduğumu fark ettim…

Sonrasında, felsefeyi de dahil ediyor defterimize… Belki bazılarımız düşünebilir, “Ne ilgisi olabilir ‘Felsefe’ ile ‘Mimarlık’ın?” diye, fakat yanıldıklarını söylemek isterim buradan kesinlikle…

Tasarlıyoruz. Tasarlamak, hep yeni kalmak, ileriye yönelik, eskiden kopmadan adım atmak durumundayız ve öyle de olacağız her daim.

Bizim tohumumuz böyle atıldı toprağa; suyumuz da, havamız da, ışığımız da sağ elimizi alnımıza koyarak ufka bakmak olacaktır…

Ve “süreç” diyerek seyir defterimizi doldurmaya devam ediyor, heyecanımıza kana kana… “Zaman” derler ya hani; bazen geçmek bilmez, bazen de yelkovan bir türlü bırakmaz akrebin peşini…

Ben bir mimar adayıyım ve bölüme girdiğimden beri çektiğim en büyük sıkıntı projeye başladığım o ilk haftalar… Üretemiyorsunuz, aklınızdakileri hep en baştan temize çekmeye çalışıyorsunuz, “Evet buldum!” dediğiniz an her şey bitti sanıyorsunuz… Ama bu sefer başka bir süreç sizi bekliyor oysaki…

Tam da buna tekabül etmekte Eriç’in kulağımıza fısıldadıkları da.

Peki, neden seyir defteri? Mimarlığı anlatmış özünde, neden daha klasik bir isim vermemiş de bizi birer denizciymişiz gibi anlatmış Eriç…

Başlarken de dedim ya, bizim yolumuz çok çetrefilli, sıkıntı dolu… Ufka bakmak her zaman gözlerimizi kısarak olmuyor, bazen bakılacak çok sayfamız, seyir halini almamız gereken ne çok çizgimiz var, bilmiyoruz… Önümüzü görebilmek için o sayfalarımıza asla su damlamamalı…

Gözlerinizi kısarak ufka baktığınızda vakit çok geç olmasın hiç…

Mimarlığın Seyir Defteri

Murat Eriç

Literatür Yayıncılık