Richard Bach?ın seneler önce okuduğum Martı kitabı kitaplarımın arasında tesadüfen gözüme ilişti. Hızlıca bitirilebilecek bir kitap olması ve çocukluk yıllarımda bana verdiği keyfi tekrar yaşama ihtimali bende kitabı tekrar okuma isteği uyandırdı. İşte Jonathan Livingston: Günlük hayatın temel ihtiyaçlarla sınırlı bir kutucukta var olmak değil, amaçlılık olduğunu gösteren bir cesaret serüveni.

Kitabın kahramanı cesur Martı Jonathan, teknelerin arkasından yemek için uçuşan diğer martılarla birlikteyken bir şeylerin ters gittiğini fark ediyor. ?Hayat bu olmamalı? diye düşünüyor. Öğrenmek ve sınırlarını zorlamak arzusu ile yanıp tutuşuyor, ama hem ailesi hem de topluluktaki diğer martılar doğaları gereği sadece yemek bulmak için var olduklarına, sınırlarını zorlamanın anlamsız, acı verici ve boş bir çaba olduğuna inanıp Jonathan?ın bu hâlini çok yadırgıyorlar. Öyle ki Jonathan bir dönem çevresinin etkisinde kalarak ?Ben bir martıyım, doğamla sınırlıyım, hayatımı bunu bilerek zavallı bir martı olarak geçirmeliyim? diye bile düşünüyor. Ama o, içindeki yabancı sesi dinlemek yerine kendi sesine kulak verip yapabileceklerini deneme yoluna gidiyor. Çünkü yaşamak için çok neden olduğunu, hayatın balıkçı teknelerinin etrafında kuru ekmek için dönmekten ibaret olmadığını, becerisini, yeteneğini ve zekâsını kullanarak kendisi olabileceğine ve özgür olup uçabileceğine gönülden inanıyor.

Hikâye dünyamıza çok tanıdık, rutinimiz içinde temel ihtiyaçlarımızı gidererek yaşamak tabii ki bir seçim. Fakat herkesin kendine has o kadar çok yeteneği var ki başka insanlardaki yetenekleri bu kadar rahat görebilirken ve ?Yerinde olsam şöyle yaparım? diyebilirken, kendi yeteneklerimizi aynı objektiflikle değerlendiremeyebiliyoruz. Kendimize ve daha sonrasında birçok insana faydalı olabilecek özelliklere sahipken, bedelini ödemekten korkup ?rutinimle huzurluyum? yanılgısına kendimizi hapsediyoruz. Rutin kırılınca huzurumuzun kaçacağına inanıyoruz. Oysa farkındalık arttıkça huzursuzluğun doğru orantılı artacağı beklentisi tam anlamıyla bir yanılgı. Başardıkça, fark yarattıkça ve çevrene örnek olabildikçe mutluluk ve huzur artar, çünkü tesadüfi yaşamdan amaçlı yaşama geçiş başlar. İşte bu noktada cesaret ve kendine güven duymak ön plana çıkar. Hatta bu öyle bir güven ve inançtır ki etrafında kendinden başka sana inanan kimse olmadığı hâlde kendine inanma, desteğe ihtiyaç duymama, herkes boşa çaba harcadığını söylerken senin çabalamaktan vazgeçmeme hâlini sağlar. Bu, maksimum yoğunlaşma ve odaklanma hâlidir. Ancak tam böyle bir hedefe kilitlenmişlik durumunda dış seslere kendimizi kapatıp sınırlarımızı aşma çalışmalarımıza devam ederiz.

Böyle bir ruh hâli ve çaba birleşince başarı kaçınılmazdır, yeter ki kararlılığımız sürekli olsun. Martı Jonathan cesaretinde bir hayat dileğiyle?

Martı

Richard Bach

Çeviren: Kader Ay Demireğen

Epsilon Yayınları