Abdülhak Hamid?in Lüsyen adlı kendisinden yaklaşık 40 yaş küçük yabancı bir hanımla arasında geçen; önce bir sevgili gibi başlayan, sonra bir baba-kız ilişkisini anımsatan ve en sonunda, tam anlamıyla bir karı-koca ilişkisine dönüşen aşklarının hikâyesini Can Dündar?ın enfes anlatımıyla buluyoruz bu kitapta. Kitap sadece bir aşkı değil, kapağında yazdığı gibi ?Tarihe gizlenmiş bir aşkın hikâyesi?ni belgelerle gün ışığına çıkarmaktadır. Osmanlı İmporatorluğu?nun son demlerinde başlayan hikâye, Türkiye Cumhuriyeti?nin kurulmasına da tanıklık etmekte. ?Her devrin adamı? olarak adlandırılan Şair-i Azam Abdülhak Hamid?in aşkı için göze aldıklarını, onun için kâğıtlara döktüğü şiirlerini, müstakbel eşi Lüsyen ile aralarındaki mektuplaşmalarını en saf hâliyle sunan bir eser. Lüsyen?in aşkını da unutmamak gerekir tabii; çok kaprisli ve tam anlamıyla şımarık bir çocuk gibi olan Hamid?e olan aşkından, hayranlığından başka ne olabilirdi; onu vatanından, hayatından, ailesinden uzaklaştıran büyük bir savaşın eşiğindeki topraklara getiren? İşte böyle büyük bir aşkı anlatıyor Lüsyen.

Bu kitapta bulacaklarınız: Büyük bir aşk hikayesi, tarih, edebiyat ve aşkla dolu şiirler mektuplar. En güzel tarafı ise bütün bu gerçek hikâyenin Can Dündar?ın kalemiyle yorumlanmış olması.

Şiirlerin Yeni Türkçelerinin kitapta yer alması, kitaptan kopmamanızı sağlamakta, çeşitli fotoğrafların da eklenmiş olması hikâyeyi gözünüzde canlandırmanıza yardımcı oluyor.

Ayrıca, özellikle kitabın son 100 sayfasına denk gelen Şair-i Azam?ın yaşlandığı, yerini gençlere bıraktığı, dostlarını bir bir kaybedip toprağa verdiği kısmın, beni çok etkilediğini belirtmem gerekir.

?Bir başka gece yine laf ölümden açılınca İsmail Hami, Ölü?den bir beyit okudu:Bu taş cebinime benzer ki ayn-i makberdir. / Bu taş alnıma benzer ki, mezarın ta kendisidir.Dışı sükut ile zahir derunu mahşerdir. / Dışı sessiz görünür, içi mahşerdir.

Yüzünü buruşturdu Hamid:?Bu beyitte kendi kendimi methetmişim. Bu kadar övünmeye ne hakkım var?? dedi. ?Beyit fena da değil; doğru da değil: Makberin içinde mahşer var, amma benim başımın içinde o muhteşem kalabalık ne gezer! Tek bir fikir bile yok.?

Henüz bilmiyordu; ama şimdi beğenmediği o muhteşem beyit, ebediyen başucunda nöbet bekleyecekti.?

Lüsyen

Can Dündar

Can Yayınları