Sokak hayvanlarına karşı toplumda bir hassasiyet oluşmaya başladığını görüyoruz. Bunda pek çok kişinin emeği var.

Bu kişilerden biri de Sevda Müjgan. Gendaş Yayınları tarafından okurlara sunulan “Lila Renkli Köpek” adlı fantastik çocuk romanı, bu hassasiyetin kazanılmasına katkıda bulunuyor.

Roman, iki bölümden meydana geliyor. İlk bölüm “Köpekköy”de, ikinci bölüm “İnsanların Arasında” geçiyor.

Okur, kitabın ilk sayfalarında Köpekköylülerin kendi canına kıydığını sandıkları Daçi’nin başında yas tuttuklarını görür. Daçi, her ne kadar gerçeğin öyle olmadığını anlatmaya çalışmak için çırpınıp dursa da bu, bir işe yaramaz.

Neyse ki Daçi, başında yas tutanlara anlatmayı başaramadığı gerçeği okurlara anlatmayı başaracaktır. Onu, bir romana kahraman yapan öykü, “Lila Renkli Bir Köpek”i görmesiyle başlamıştır.

“Daçi, yağmur yüklü bulutları aralayan güneşi görünce rahatladı. Bu durumda kulübesinden dışarıya çıkardığı kafasını yeniden içeriye sokarak uykusunu kaldığı yerden sürdürmeliydi. Beklenen buydu. Beklenen olmadı; çünkü Daçi yedi rengini ayırt edemese de gökkuşağını gördü. Gökkuşağının altında bir köpek kızı gördü. Köpek kızı, onu görmedi; adını da söylemedi. Daçi, nasıl olduğunu bilemedi, köpeğin adının ‘Lila’ olduğunu bildi. Lila, onun siyah beyaz evreninde gördüğü ilk renkti. Onu unutamadı.”

Daçi’nin düşü, “Lila Renkli Köpek”in ardına düşmek, Köpekköy’de dilden dile dolaşır, her kafadan bir ses çıkar, ortalık karışır.

Zamanla ve doğayla uyum içinde yaşanılan Köpekköylere barış egemendir. Köpeklerin yüzleri, insanlar arasında yaşadıkları zulme başkaldırıp Köpekköylere çekildikten sonra gülmüştür. Düşlerinin ardına düşmeye kalkmak, onca emek verilen düzenlerini bozabileceği, olumsuz örnek oluşturacağı için önü alınması gereken bir davranıştır. Düşlerle gerçekleri karıştıranların sonları pek hayırlı olmamıştı bugüne kadar. Düşlerle uğraşmamak gerekirdi.

Gelgelelim Daçi, içindeki Lila’yı bulması gerektiğini söyleyen sese kulak verecektir, Köpekköylülere değil.“Köpekköy artık ona dardır, gitmesi gerekiyor”dur. Üstelik geri dönemeyeceğini de bilir. Oysa kimilerine göre hiçbir köpeğin aç açıkta olmadığı, hor görülüp ezilmediği Köpekköylerden ötesini aramak değerbilmezliktir. Öyle midir gerçekten? Karar vermek, bu kitabı okuyacak çocuklara düşecek.

Daçi’nin Köpekköy’den ayrılmasının önündeki en büyük engel, Başkan Pip’tir. Hırstan uzak durmaya köpekoğulları ve kızları çok dikkat ettikleri halde Başkan Pip, başkan olmanın ona verdiği gücü çok sever, başkanlığın bir görev olduğunu unutur. Gücünü, makamından almaya kalkar. Köpekköyler Kurulu’nun onun başkanlığı sırasında bir köpeğin köyden ayrılmasını onun başarısızlığı olarak göreceğini bilir. Bu durumda kolları sıvamalıdır, sıvar. Daçi’ye engel olabilecek mi, dersiniz?

Ancak Başkan Pip’in unutmaması gereken bir nokta vardır: Daçi, düşlerine ulaşmaya çalışırken yaşamını yitirirse bu ardında kalanlara ders olabilecek midir? Çünkü beterin beteri vardır, ardında kalanlar onu kahramanlaştırmaya da kalkabilir.

Daçi, Köpekköy’den ayrılmayı nasıl başaracaktır? İnsanların arasında onu neler beklemektedir? Lila’yı bulabilecek midir? Bu soruların yanıtları kitapçı raflarında sizleri bekleyen “Lila Renkli Köpek”te.

Siz, sevgili çocuklar, kitabı okurken Daçi’yi yürekten desteklerseniz o bunu emin olun, hisseder. Hem sizin de bir Daçi olmayacağınızın garantisi var mı? Bunu düşünün. Daçi: “Gitsem de gitmesem de her iki durumda da pişman olabilirim. (…) Köpekoğulları ve kızları denemelidir. Akılda kalanlar, aklı karartır.” diyor.

Aklınız hep aydınlık kalsın!

Lila Renkli Köpek

Sevda Müjgan

Gendaş Yayınları