Boğaziçi?nde yalıda Osmanlı torunu olarak doğan Leyla hanım,  bir gün tüm hatıralarını bir valizde toplayıp kendisini sokağa atılmış bulur.  Leyla hanım Osmanlı kültürü ile yetiştirilmiş, yalının bahçesinin dışarısı onun için apayrı bir dünya olduğundan ne yapacağını bilememiştir. Valizinin üzerinde yalısını tekrar nasıl geri alacağı düşüncesi ile geçirdiği vakit süresince mahallelinin ısrarlarına direnmiş, fakat çocukluğu elinde geçen gazeteci Yusuf?un ısrarlarına karşı koyamamıştır.  Yusuf?un evine yani Cihangir?e geldiğinde artık çok farklı bir kültür ve hayat onu beklemektedir. Yusuf sevgilisi Roxy ile birlikte yaşamaktadır. Roxy Almanya?dan gelmiş, hip-hop müzik yapmaktadır. Ve Leyla hanımın eve gelmesi Roxy?nin pek hoşuna gitmez. Birçok yabancı dil ve müzik dersi almış Leyla hanımın belki Roxy ile bir yerlerde notaları kesişir, kim bilir?

Yalının yeni sahibi Ömer Cevheroğlu ise bir asilzade değil, dört kuşaktır konaklarda hizmetkârlık yapan bir aileden gelen Ali Yekta Bey?in oğludur. Babası Ali Yekta Bey yalı kültürünü tam anlamıyla yaşamış ve aynı kültür ile yaşamını sürdürmeye çalışmıştır. Ömer, ayrıcalıklı yetiştirildiğinden o bir uşak değil yalı sahibi olması gerekiyordu babası için. Ve öyle de olur. Ancak eş olarak seçtiği kadın aynı kültüre sahip olmadığından babası bu evliliği onaylamasa da karşı koyamaz.  Ve Leyla hanımın yalıdan atılmasına, yalının eski sahibinin hatıralarına sahip çıkılmamasına eşi Necla hanım neden olur. Bosnalılar yalısı Cevheroğlu ailesinin hayatında nasıl bir iz bırakır, kim bilir?

Farklı kültürlerden gelen bu insanların hayatları kimini olumsuz ve sonu azim olarak etkilese de kimisinin ise hayatını olumlu değiştireceği bir zamana akar.

Leyla?nın Evi, insanoğlunun kimliği ne olursa olsun yaşadığı olaya ve kişilere göre nasıl değişeceğini anlatmaya çalışır.  Severek okuyacağınıza inandığım romanın sonu buruk bitse de ?Leyla?nın evi Leyla?ya? kalır ama hangi Leyla?ya?

Leyla?nın Evi

Zülfü Livaneli

Doğan Kitap