Bu analiz, felsefenin siyasi yüzlerinden Thomas Hobbes’un meşhur Leviathan’ı üzerine!

Leviathan öyle ki Kutsal Kitaplarda yer alan bir “deniz canavarı”, Hobbes’un gözünde ise ister “egemen” deyin, ister “devlet”. 

İşte, söz konusu eserde Hobbes, çarpıcı bir biçimde okura Leviathan’ın doğuşunu tüm incelikleriyle anlatıyor.

Hobbes eserinde kendinden önceki düşünürlerden farklı olarak, devletin “toplumsal sözleşme” aracılığıyla oluştuğu fikrini savunuyor. Bu düzlemde, “doğal durum” varsayımını devletin temeline yerleştiriyor. Doğal durum varsayımı, onun yalnızca devlet anlayışına değil, aynı zamanda onun insan anlayışına ilişkin önemli ipuçları taşıyor.  Dolayısıyla onun insan anlayışının, devlet anlayışına kaynaklık ettiği söylenebilir. Çünkü kitap okunduğunda görülecektir ki, onun devlet teorisine giden yol “insan insanın kurdudur” (homo homini lupus) düşüncesi üzerine şekil alıyor.

Bu noktada şunu belirtmek gerekir ki, Leviathan günümüzün güç merkezli devlet anlayışlarının temellerini ve modern dönemle ‘insan doğasının “kötü” olduğu’ fikrinin nasıl ortaya çıktığını anlamak açısından kilit bir öneme sahip. O halde,  Leviathan’la beraber Hobbes’un  “modern devlet”e ve “egemen”e açılan yola öncülük ettiği rahatlıkla söylenebilir.

Eğer  “Devlet nedir?”, “Devletin oluşumu nasıl gerçekleşmiştir?”, “Egemen kimdir?”, “Nedir bu doğa durumu?”, “İnsanların birbirinin kurdu olduğu ne anlam taşıyor?”,  “İnsan insanın gerçekten de kurdu mudur?” gibi sorular kafanıza takılıyor ve cevaplarını merak ediyorsanız, siyaset felsefesine damga vuran Hobbes’un düşüncelerine göz atmakta fayda var.  

İşte , Leviathan  Hobbes’un siyaset felsefesini anlamak için tam da doğru adres!

Leviathan

Thomas Hobbes

Çeviren: Semih Lim

Yapı Kredi Yayınları